Fetva Meclisi
Soru
Peygamberimizin çocuklarından neden sadece Fatıma radıyallahu anha hadis rivayet etti?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam.Fatıma validemizin, vefat etmeden önce yıkandığı ve bedenini kimsenin görmemesi için yıkanmamasını vasiyet ettiği şeklindeki rivayet, İbni Sa'd’ın Tabakat'ında geçmektedir. Zehebi'nin belirttiğine göre bu rivayet münkerdir. Yani itibar edilmeyecek bir bilgidir. Doğru olan eşi Ali radıyallahuanhın onu yıkadığıdır.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz annemiz Aişe radıyallahu anhanın odasında, onun dizi üstünde mübarek başı bulunuyorken vefat etti. Dolayısıyla en net bilgi annemiz üzerindendir. O da son anları olarak şu bilgiyi vermiştir: “Dişlerini misvakladı. Gözlerini tavana çevirdi, dudakları hareket etmeye başladı. Eğilip dinledim. Şöyle diyordu: “Peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber… Allah’ım, beni mağfiret et, bana rahmet et, beni REFİK-İ A’LÂ’YA yücelt, Allah’ım, refik-i a’lâ.” Bu son sözü üç kere tekrar etti. Elini saldı ve refik-i a’lâya yüceldi.”
Bu konuların günümüze ve ahiretimize yararı yoktur. Araştırılmasında da tartışılmasında da bereket olmaz. Girmemenizi tavsiye ederiz size.
Hadisler, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize ait sözler demektir. Bir söz, ona ait olmadıkça ya da ona ait olduğuna dair bilgimiz olmadıkça 'hadis' olarak anılmaz. Ama bu arada, hadis olmaması o sözün yanlış olmasını da gerektirmez. Bir sözün, güzel ve doğru bir söz olması başka şey, Peygamber'e ait olması başka şeydir. Bütün doğru ve güzel sözlerin Peygamber'e ait olması gerekmediği gibi, onun her sözünün bizim nazarımızda güzel görünmesi de şart değildir. O ne buyurdu ise onu öylece alır, irdelemeyiz. Zira o, Allah adına konuşmaktadır. Bu nedenle de onun söylediğini bildiğimiz sözler için HADİS ifadesini kullanırız. Sorduğunuz sorudaki söz, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ait değildir. Yani, onun böyle bir söz söylediğine dair bilgimiz yoktur. Ancak bu durum, bu sözün yanlış olduğunu da göstermez, doğru olduğunu da. Böyle bir söz, bizim Peygamber'imize ne değer katar ne de değerini eksiltir. Onunla ilgili söyleneceklerin en güzelini Kur'an söylemiştir. Daha güzeline ihtiyacımız yoktur. Bu tür sözlerin peşinde vakit israf etmek hatadır.
Selamünaleyküm. Bu hadis, benzeri bir ifadeyle de olsa kitaplarımızda vardır ama SAHİH bir hadis değildir. SAHİH OLAN HADİSLER ise evlenmeyi ve çoğalmayı teşvik eden hadislerdir. Bu hüküm de kıyamete kadar geçerlidir.
Sizin için şöyle bir özet yapabiliriz: a. Ali radıyallahu anhın Fatıma radıyallahu anhanın üzerine ikinci bir kadınla evlenmek istediği ama Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bunu nehyettiği bilgisi sahih bir hadistir. Hadis de Buharî’de geçmektedir. b. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Allah’ın helal ettiğini haram veya haram ettiğini helal etmek gibi bir iş yapmaktan masum olduğu kesin bir itikat konusudur. Öyle bir şey yapmasına karşı korunmuştur. Öyle bir uygulama da yapmamıştır zaten. c. Ali radıyallahu anhın yapacağı nikâh dinen sakıncalı bir iş değildi ama Muhammed aleyhisselamın kızı ile onun en büyük düşmanı Ebu Cehil’in kızının aynı evde iki kadın olmalarının şeytana sunulmuş bir fitne kazanı niteliği taşıyacağını düşündüğümüzde bu evliliğe neden karşı çıktığı kolay anlaşılır. Mesele bir fıkıh veya itikat meselesi olmaktan çok bir sosyal denge ve fitneye karşı tedbir meselesi olarak görülmelidir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Böyle bir kadını (sizin anlattığınızı esas alarak söylüyoruz) tutmayı istemek de şahsiyet açısından uygun olmayan bir durumdur. Bir büyüğünüzü hakem yapın. İleride pişman olmamak için onun kanaatini uygulayın. Rahat edersiniz.
Aleykümselam. Devletin fiyatını sabitleştirdiği temel gıda maddelerinden birinde öyle bir işin yapılması uygun olmayabilir ama normal ticari maddelerde ucuza alınıp pahalı satılmasında sakınca yoktur.
Aleykümselam. Bu bir kurtuluş değildir, olsa olsa pansuman tedbirdir. Ya haramı oradan atın ya da siz oradan ayrılın.
Selamünaleyküm. Olma ihtimali ile bir sakınca oluşmaz. Gerçekten vakıf malı iken şu anda gasp edildiğini ve vakfiyesi dışında bir alanda kullanıldığını biliyorsanız günaha ortak olmayın.
Aleykümselam. Serçe ve güvercin türü kuşların pisliği bir yoğunluk oluşturmayacak kadar olduğunda namaza mani değildir. Onların beslendiği yer de namaz için engelli bir yer değildir. Yoğunluk ölçümüzü göz ölçüsü ile de alabiliriz, mesela bir avuç gibi kaba bir birikinti için engel diyebiliriz.
Aleykümselam. İmam olacak kişinin imam olmayı düşünerek öne geçmesi niyetidir zaten. Bunun sözlü olarak söylenmesi şart değildir. Doğal olarak Arapça olması da şart değildir.