Fetva Meclisi
Soru
Hocam size iki sorum olacak. İlk olarak, dini değerler eğitimi öğretmeniyim ve özel dersler veriyorum. Öğrencilerim her yaş grubundan, bazen hem benim hem de öğrencilerimin regl dönemimize denk geliyor. Bu durumda, ben öğrencime Kur'an’dan sure okutabilir miyim ya da öğrencim okuyabilir mi? Sorum, öğretmen ya da öğrenci olmanın bu özel durumu değiştirip değiştirmediği. Bir de Ramazan orucundan borcum var. Hamilelik ve mide sorunları nedeniyle son üç dört yıldır tutuyorum ancak bu borçlarımı ben fidye olarak verebilir miyim? Çünkü Ramazan oruçlarımı zorlanarak tutabiliyorum. Bu durumda dinimizde buna izin var mı? Çünkü bu kadar oruç borcumu tutabileceğimi düşünmüyorum. Şimdiden çok teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Seni bu yazdığın ifadelerinin dışında tanımadığımdan dolayı yol göstermekte zorlanıyorum. Ama sen akıllı bir kız olduğundan sana birkaç sözüm olacak. Kızım, eğer örgün eğitimden daha kaliteli bir eğitim ortamı bulursan açıktan okumanı tavsiye ederim. Örgün bile okusan kendini özel okumalar yaparak geliştirmelisin. Ahlaka, namaza ve tesettüre önem veren arkadaşların olsun.
Allah şifalar versin, sıkıntılarınızı hafifletsin. İslam'da oruç tutmaya güç yetiremeyen kimseler için bazı ruhsatlar vardır. Hastalık nedeniyle oruç tutamayan kişi, hastalığının geçmesini bekler. Eğer iyileşme ihtimali varsa hastalık geçtiğinde tutamadığı günleri kaza eder. Ancak hastalığı kalıcı olup, oruç tutması sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atıyorsa fidye vermesi gerekir. Doktorunuz oruç tutmamanız gerektiğini söylediyse ve hastalığınız kalıcı ise siz de Diyanet’in bu yıl açıkladığı fidye bedeli üzerinden verebilirsiniz. Sorunuzda yer aldığı üzere fidyeyi, kronik hastalar (örneğin, KOAH, şeker hastalığı, kalp rahatsızlığı gibi sürekli ilaç kullanmayı gerektiren hastalıklar), yaşlılık nedeniyle oruç tutamayanlar ve oruç tuttuğunda sağlığı tehlikeye girenler verirler. Eğer fidye vermeye gücünüz yetmiyorsa Allah sizi sorumlu tutmaz. Çünkü fidye, verebilecek durumda olanlar içindir. Bunun yerine dua edin ve istiğfar edin. Allah size kolaylık versin, şifanızı artırsın.
Doktorun oruç tutmamayı tavsiye etmesini iki bölümde ele alırız. Birincisi, bir daha oruç tutamayacak durumda olanlardır. İkincisi ise iyileşene kadar oruç tutamayacak olanlardır. Birinci durumda olanlar fidye verirler. İkinci durumda olanlar ise fidye vermez, iyileşecekleri zamana kadar oruçlarını ertelerler. Siz ikinci durumdasınız biiznillah. Ne zaman iyileşirseniz geçmiş oruçlarınızı kaza edeceksiniz. Bu arada fidye verseniz de iyileşince oruçları tutmanız gerekecek. Bu nedenle fidye vermemelisiniz.
Allah şifalar versin. Fidye vermek için iyileşme ümidi olmamak gerekir. Doktor bu konuda size bundan sonra oruç tutamayacağınıza dair kesin bir tanı koyduysa fidye verebilirsiniz. Aksi takdirde fidye verseniz de iyileştiğinizde oruçlarınızı tutmak zorundasınız.
Selamünaleyküm. Kadınlar da hoca olabilirler. Çok güzel hoca hanımlar vardır; bölgenizde de size hizmet edebilecek birileri bulunabilir, araştırmalısınız. Kur'an, ancak ağızdan öğrenilip okunabilir, bu nedenle hocasız Kur'an öğrenilemez diyebiliriz. Hasta olduğunuz için oruç tutamıyorsanız ve bir daha da düzelme ihtimaliniz yoksa, tutamadığınız her gün için bir FİTRE miktari sadaka verin.
Ciddi ve sürekli bir tevbe yapın önce. O tevbe sizin kurtuluşunuz olur biiznillah. Çokça istiğfar edin. Geçmiş için yapabileceğiniz budur. Bundan sonrakiler için ise tutamadığınız her gün için bir fidye verirsiniz.
aybaşı konusundaki diğer fetvalar
Bu konuda genel içtihat yapamayacakları şeklindedir. Kadim ulemadan itibaren yapabileceklerini söyleyenler de vardır. Son zamanlarda kurslarda disiplin sağlama ve benzeri sebeplerle bu yapabilecekleri yönündeki fetva tercih edilmektedir.
Söylemiş olduğunuz söz, adak niteliğindedir. Yapılan adak muhakkak yerine getirilmelidir. Adağı ciddi bir engel veya yerine getirmeye güç yetirememe durumda yemin kefareti yaparak adak bırakılabilir. Yemin kefareti de on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da bunlara gücü yetmeyen için üç gün oruç tutmaktır. Siz de yemin kefareti yapıp bolca istiğfar ederseniz adağı bırakmış olursunuz.
Yasak olan kadının özel günlerinde iken Kur'an-ı Kerim’in kendisini okunmasıdır. Meal veya tefsirin okunmasında bir sakınca yoktur.
Kur'an’ı okumak ve dinlemek aralarında fark bulunsa da aynı şekilde sevaptır. Dinleyerek de mukabele takip edilebilir. Aybaşı durumundaki bir kadının da dinlemesinde hiçbir sakınca yoktur.
Aybaşı günlerinde mü'min kadınlar oruç tutmazlar. Tutamadıkları oruç günü kadar da daha sonra kaza ederler. Bu konumdaki kadınlar veya bir nedenle oruç tutamayanlar mesela hastalar veya yolcular, normal yeme içmelerine devam ederler. Özel bir yemek menüleri yoktur. Şu kadar ki oruç tutanların yanında sofra kurmamaları edep açısından yüksek bir seviye olarak tavsiye edilir.
Allah Teâlâ ibadetinizi kabul buyursun. Bunu asla dert etmeyin. Normal hac yapanla sizin sevap ve bereket olarak hiçbir farkınız yoktur. Genel olarak şöyle bir planı önünüze koyarız: a- Mikâta gelirken veya evinizden yola çıkarken DİĞER HACILAR GİBİ NİYET EDİN. Sadece iki rekât namaz kılmayın. Niyetle beraber hac süreci başlamış olur. b- Mescid-i Haram'a girip tavaf etmeyin. c- Bunun dışında her şeyi yapın. d- Mekke'yi terk edeceğiniz ana kadar temizlenme olmazsa ziyaret tavafını adetli olduğunuz halde yapar ve kurban kesersiniz. e- Medine'de bu durumda iken mescide girmezsin.