Fetva Meclisi
Soru
Biz bir hocadan Arapça fıkıh dersleri alıyoruz. Konumuz alışveriş babına gelince hocamız “Bu paralı işlerden ben anlamam ama okuyalım.” dedi. Bazı şeyleri anlayamıyorum. Mesela “yanında olmayan şeyi satma” hadisi ile SELEM alışverişi aynı şey değil mi? Bunu nasıl izah edebiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Alım-satım akitlerinde malın peşin olması asıldır. Bedeli ise tarafların anlaşmasına göre peşin de vadeli de olabilir. Ancak örfe ve ihtiyaca binaen, Hz. Peygamber (s.a.s.) bazı durumlarda paranın peşin alınarak malın vadeli olarak satılmasına izin vermiştir. Bu şekilde yapılan alım-satım akdine selem veya selef denilir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde; “Bir şeyde selem yapan kişi, belirli ölçekle, belirli tartı ile ve belirli süreye kadar selem yapsın.” (Buhârî, Selem, 2; Müslim, Müsâkât, 128) buyurmuştur. Selem akdi aynı türden olup biri diğerine göre farklılık arz etmeyen mislî mallarda ve taraflar arasında anlaşmazlığa yol açmayacak şekilde cins, renk, yaş ve cinsiyet gibi özelliklerinin belirlenmesi kaydıyla mislî mal gibi değerlendirilebilen kıyemî mallarda yapılabilir. Bu akdin caiz olması için; paranın peşin, malın cinsinin, miktarının, niteliklerinin belli olması, malın teslim tarihinin ve teslimi masraf gerektiriyorsa teslim yerinin belirtilmesi gerekir.
Selamünaleyküm. Bir alışverişin kararlaştırılmasına AKİT denir. Örneğini verdiğiniz konuda alım satımla ilgili bir akit yapılacak demektir. Alım satımın helal olması için akit bittiğinde tek fiyat üzerinden ittifak sağlanmış olmalıdır. Bir ton buğday mesela bin lira olacak denmelidir. Akit bitmeden önceki pazarlık esnasında, hemen ödeneceği kabul edildiği için bin lira denmiştir veya iki ay geç ödeneceği için sekiz yüz iken bin denmiştir, bu önemli değildir. Önemli olan akit yapılırken rakamın belli ve tek rakam olmasıdır. Burada karıştırılan ve sıkıntı olan durum şudur. Alışverişte bir rakam üzerinden anlaşılıyor. Ödeme de mesela bir ay sonra yapılacaktır. Ödeme zamanı geldiğinde ise alıcı ödeme yapamayacağını söylüyor. Bunun üzerine de akit esansında anlaşılan rakama ilave yapılıyor. Mesela bin iken rakam bin yüz şeklinde yeniden sözleşiliyor. Bu durum isterse ilk akit zamanında ‘gecikme olursa şu kadar fark olacak’ şeklinde bir madde konarak isterse de o gecikme anında yeni bir rakam konarak olsun. Her iki durumda da ilk akit anındaki rakam değiştirildiği için bu taksit farkı faiz olmaktadır. Bu da caiz değildir.
Selamünaleyküm. Buradaki hükmü, alıcı ile satıcı arasındaki son konuşma belirler. Eğer alım gerçekten bitmiş de, satan kişi arabayı emanet olarak bir süreliğine istemiş ise yapılan iş uygundur.
Selamünaleyküm. Fıstık temel gıda maddesi gibi bir eşya değildir. Mesela buğday değildir. Temel gıda maddesi olmayan bir maddeyi bol zamanında alıp sonra satmak ise yasak değildir. Yasak olan piyasayı etkileyecek şekilde temel gıda maddeleri üzerinden bunu yapmak olur. Şimdiki durumda ise buğday için de böyle bir şey yoktur. Sözünü ettiğiniz ticareti yapabilirsiniz. Bereketli olsun.
Selamünaleyküm. Bu şekilde bir tereddüt içinde yaşamamız doğru değildir. Önümüzdeki konuları iki başlık altında toplayalım. Birinci başlık, kesin haram olduğunu bildiklerimiz olsun. Bunlardan kaçınacağımız muhakkaktır. İkinci başlık ise şüphe ettiklerimiz olsun. Şüphe ile baktıklarımıza ise elimizde bir belge olmadıkça haram olarak görmemiz gerekmez. Şüphemiz kuvvetlendikçe onu terk etme oranımız da artar ama küçük bir şüphe ile terk etme meylimiz çok doğru olmaz.
Selamünaleyküm. Kişinin kendisine ait olmayan bir şeyi satması caiz değildir. Bu işten kazanılacak para da helal değildir. Şu şekilde yapılırsa caiz olabilir: Alıcı olacak şahısla fiyat ve mal üzerinde anlaşma yapılır. Adeta satıcı, bir komisyoncu durumunda olur ya da rica üzerine gidip o malı arayan bulan ve isteyene bir kârla satan biri durumunda olur. Bu caizdir. Caiz olmayan ile bunun arasındaki farkı şöyle anlayabiliriz: Elinde satılacak hiçbir şeyi olmayan biri, elinde mal varmış gibi onu satmakta ve teslim günü belirlemektedir. Ücreti zimmetine geçirdikten sonra gidip o malı başkasından alarak satmaktadır. Bu caiz değildir. Caiz olan, mal bulmaya söz verip mal elinde olmadığı hâlde varmış gibi davranmaktır. Bu da caiz değildir. Yalnız bir insanın ticaret yapması için dükkânı olması şartı yoktur. Ayakta yapılan ticaret de şartlarına uyuluyorsa caizdir.
alışveriş konusundaki diğer fetvalar
Böyle geniş kullanımı bulunan bir cihazın üretilmesine mani bir durum yoktur. Sadece faizli işlemler için üretilmiş olsa idi caiz olmamasından söz edebilirdik.
Müslüman’ın yapacağı alışverişin helal olması için söz konusu şeyin mübah bir kullanımı ve yararı olması gerekir. Yırtıcı özelliği bulunan hayvanların normal bir yararı söz konusu olmayacağından ticaretlerinin ve bakımlarının da caiz olmayacağı kabul edilmiştir. Ayrıca mal israfı açısından bakıldığında da yine uygun olmama durumu önümüze çıkacaktır. Baykuş, eti yenmeyen ve beslenmesinde yarar bulunmayan bir hayvandır. Bu nedenle para verilerek satın alınması ve beslenmesi caiz olmaz.
İçki, tartışmasız bir haramdır. Sigarada ise henüz o ittifak yoktur. Fark buradan geliyor.
Mesela yüz liralık alışverişlerini siz ödeyip onlardan yüz lira artı bir rakam alıyorsanız bu bir faizdir, yapılması da caiz olmaz. Şöyle yaparsanız caiz olur: Siz onların alacakları şeyi orada kendiniz için satın alın. Sonra da onlara dilediğiniz fiyattan satın. Ama bunu gizli yapmayın.
Bitpazarı çalıntı mal satılan yer değildir. Çalıntı olma ihtimali bulunan malların satıldığı yerdir. Bu nedenle de oradan alışveriş yapılamaz diyemeyiz. Kendi gözlemlerinize güvenin, öyle veya böyle çalıntı olduğu işareti bulunan şeyi almayın.
Şöyle bir özetleme yapabiliriz: Ticaretin şartları açısından sakınca bulunmayan bir metaın satışı için alışveriş anında ve mekânında alıcı/satıcı bulunduysa bu ticaret tamamdır. Esas olan da budur. Yapısı gereği kapalı olan bir şeyin mesela cevizin o şekilde satılması bir görememe değildir. Bu ticaret de tamamdır. Bir nesnenin örneğini görerek alışveriş yapmak da caizdir. Örneğin diğerleri aynısı çıkmazsa zaten müşterinin iade hakkı olur. Özellikle Hanefi mezhebi müçtehitlerinin ağırlıklı içtihadı ile göz önünde olmayan bir malın alıcı açısından yeterli şekilde tanınmış olması durumunda ticareti caizdir.