Fetva Meclisi
Soru
Tansiyon hastasıyım. İlaç kullanıyorum. Tansiyon hastalığım nedeniyle ibadetlerimde özel bir durum olur mu, hangi ibadette nelere dikkat etmeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir konuda bir uzmana gidilmesi teşhis için çok önemli ki siz giderek durumunuzu netleştirmişsiniz. Eğer doktora gitmeniz çok uzun zaman olduysa ilk olarak güncel sağlık durumunuzu netleştirmek için tekrardan uzmana görünmenizde fayda olabilir. Aynı zamanda kullanmanız gereken ilaç yerine durumunuza göre farklı bir ilaç verilmesi gerekebilir. İkinci olarak da birçok ilacın yan etkisi var şüphesiz ama insana sağladığı katkıdan dolayı etkisine rağmen kullanmak zorunda kalıyoruz ki kullanmadığımızda günlük rutinimizi yapamayacak duruma gelebiliriz. Bu da kulluğumuzu yerine getirmemize engel olur Allah muhafaza ki sizin de belirttiğiniz gibi bu durum ibadetlerinize de engel olabilecek duruma gelebilmekte. Bu sebeple doktorun tavsiye ettiği ne ise ona göre hareket etmek tavsiye edilmekte, yan etkisinin zamanla zarar verecek duruma getirmesi durumunu da yine doktora sorulmasında fayda olacaktır. Eğer zararı varsa da zarara engel olacak başka tavsiyeler de bulunma ihtimali olabilmekte. Uzmana danışarak hareket etmeniz, sizin vesvese yapmamanızı da sağlayacaktır biiznillah. İlaç kullanmamaya devam edecekseniz de tıbben sağlık sorununuzun varlığı sizi özür sahibi yapar ve abdestinizi buna göre her vakit almanız gerekecektir. Bunun ölçüsü de iki namaz arası zaman kadar sıkıntının devam etmesidir. Özür sahibi olan, ezan okununca abdest alır ve namazını kılar. O arada özrü devam etse bile abdesti bozulmaz. Bu durum, öbür ezan vaktine kadar devam eder. Öbür ezan okundu mu abdest bozulmuş olur, yeniden abdest alınır. Aynı zamanda özür sahibi ile ilgili ayrıntılı fetvayı link üzerinden inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/ozur-sahibi-musluman
Hastalık durumunuzu kabul edip çözüm aramanız dahi iyileşme yoluna girmeniz için en önemli ve kıymetli bir adımdır. Rabbim dertlerinize şifalar versin. Öncelikle ibadet hayatınızı zorlaştıran, ibadetlerden soğutan ve nihayetinde manevi huzurunuzu bozan bir durum içerisindesiniz. Böyle bir kaygı hastalığına dair dinimiz kolaylıktan yanadır. Mesela; vesvese, takıntı bozukluğu yaşayan kişilere yönelik âlimlerin verdiği fetvalar o hastalığın çözümüne yöneliktir. Özellikle Hanefi fıkhında ve diğer mezheplerde bu tür vesveselerle mücadelede "yakîne dayanmayan şüpheye itibar edilmez" prensibi temel alınır. Psikolojik destek sürecinde âlimlerin bu fetvalarını dikkate almalısınız "bir defa abdest aldıktan sonra vesveseye aldırmadan ibadetine devam etmek gerektiğini" bilmeniz gerekir. Bu durum din açısından uygundur ve hatta gerekli bir telkindir. Bunun için ilim ehli, fıkıh bilen size yardımcı olabilecek kişilerden yardım almalısınız. Namazı bırakmanız asla bir çözüm değildir hatta bırakmak sizi tamamen namazdan uzaklaştıracak bir sürece götürebilir Allah korusun. Mezi ise şehevi düşünmeler veya şehvetin hareketlenmesinden sonra gelen ince, şeffaf ve kaygan olan sıvı genellikle MEZİDİR. Mezi ise gusül gerektirmez. Necistir, temizlenir ve abdest alınır. Bu işaretler görülmüyorsa vesveye daha çok kapılmamak için çamaşır değişikliğine gitmemelisiniz. Bu durumu anlayabilmek için doktorunuzdan da yardım alabilirsiniz. Çözüm hususunda bolca dua ediniz. Rabbimiz bu hastalığın şifasını gösterecektir. Asla vazgeçmeyin böyle bir süreçte mücadele vermeniz de sizin ayrıca ibadetinizdir. Mü’min her yandan imtihanlarla mücadele eden insandır. İbadetleriniz hususunda imtihan oluyorsunuz. Hamile olan hanımların bu imtihanı yaşamaları, lohusalık döneminde bilhassa daha hassas bir süreçten geçildiği için psikolojik olarak da etkilenme ihtimalleri yüksek olabilmektedir. Allah’ın izniyle durumunuz geçici bir durumdur. Rabbim hayra ve güzele yönlendirsin yaşadığınız sıkıntı size güzel ecirler, iyi sonuçlar kazandırsın.
Oruç konusunda endişe etmenize gerek yoktur. Muasır fakihlerimiz, makattan mideye su gitmeyeceği üzerine kurulu bir içtihatla bunun orucu bozmayacağını söylemişlerdir. Namazda da sürekli olan bir akıntı varsa özür sahibi sayılırsınız. Her namaz vakti abdest almakla bundan kurtulursunuz. Namazda bir sıkıntı olsa da namazınıza zarar gelmez. Geçmiş olsun.
Sizin gibi bir hasta oruç tutamayabilir. Düzelme ihtimaliniz de gözükmüyorsa, her gün için bir “fidye” verin. Fidye bir fitre miktarı demektir. Bunu da veremeyecek kadar fakir iseniz merak etmeyiniz, Allah Ğafûr’dur. Geçmiş olsun.
Kızım, Allah Teâlâ sana afiyetler versin, derdine çare ihsan etsin. Geçmiş olsun. Bu durumda senin sıkıntı hissetmene gerek yoktur. Sana fıkıh ilminde ÖZÜR SAHİBİ denir. Sen özür sahibisin. Şöyle yapacaksın: Her ezan okunduğunda abdest alacaksın. Bir dahaki ezana kadar başka bir nedenle abdestin bozulmadıkça idrar kaçırsan da sen abdestli sayılırsın. Kılabildiğin kadar namaz kıl ve bütün ibadetleri yap. Şimdiki modern imkânlarla idrar sızmasını önlemek mümkün oluyor. O imkânlardan biri ile kendini koru. İnsanlara bir zararın olmaz. Hiçbir şekilde de vebale girmezsin biiznillah. Namazları cem etmene gerek yoktur, etmen de doğru olmaz. Tekrar geçmiş olsun.
Bize orucu emreden Rabbimiz, orucu sıhhatli bulunma şartımıza göre emretmiştir. Sıhhati elvermeyen mü'min, orucunu kazaya bırakabilir. Elvermeme durumu ise mü'min bir doktorun raporu ile belirlenebilir. Sizin tecrübeniz de bunun için yeterli belge olabilir. Şuurunu kaybedecek düzeyde bir baş ağrısı, günlerce uykusuz kalma gibi nedenler de oruç tutmama veya tutarken bozma gerekçesi olabilir. Bu durumlarda sizin imanınız ve Allah korkunuz temel ölçüdür.
hasta konusundaki diğer fetvalar
Seruma koyduğunuz ilacın hastanın hayatına etkisiyle bağlantılı bir durumdur. Buna göre seruma koymanız gereken basit bir ağrı kesici olup bunda bir ihmaliniz söz konusu olursa yaşama etkiniz olmadığından ölümden sorumlu sayılmazsınız. Yalnız hayata etkisi bulunan potasyum gibi içeriğe sahip bir serum ise kusurlu kabul edilirsiniz. Dolayısıyla doğru cevap vermek için bu ikisinin arasını ayırmak gerekir.
Bu durum sizin zayıf noktanızdır, şeytan da bu noktadan sizi yıpratmaya çalışıyor. Bir psikolog desteği alarak bundan kurtulabilirsiniz biiznillah. Vakit kaybetmeden psikolog desteği alın.
Eğer evin erkeğinin akli melekeleri yerinde ise çürüğe çıkmış olması evin söz sahibi durumunda olmasını engellemez. Buna göre de evin erkeği olarak o ne emrediyorsa onu yapmaları gerekir. Eğer akli melekeleri üzerinden de bir eksiklik söz konusu ise bu durumda da aile meclisi olarak karar verdiklerini yaparlar. Sorudan anlaşılan şekliyle mesele maddi beklentiler üzerinden tartışılmaktadır. Bu durumda da yine meclis kurup o meclise gerek görürlerse çevrelerindeki yaşlı insanlardan katılım sağlayarak bir karar versinler. Allah yardımcıları olsun.
Kadının beraberinde mahremi olmadan seferîlik mesafesi kadar bir mesafeye (doksan km ve daha fazlası) çıkması caiz olmaz hükmü genç veya yaşlı herkes için umumidir. Sadece Maliki mezhebi fukahasından bazıları yaşlı kadınların güvenli kabul edilen bir yolculuğa mahremsiz çıkabileceklerini söylemişlerdir. Anneniz için bu fetva ile hareket edebilirsiniz.
İntihar diyemeyiz ama Allah'ın nimetlerine nankörlük diyebiliriz. Tıbben yapılabilecek her şey bir nimet olarak önümüzde durmaktadır. Nimetlerin kıymetini bilmek ve yararlanmak mümin karakter gereğidir.
Allah Teâlâ size afiyet versin. Bazı insanlar “dar canlı” denecek bir durumda oluyorlar. Şeytan da onları sorunu abartarak daha da dar canlı duruma getiriyor. Muhakkak bir psikoloğa gidin. Tavsiyelerine de uyun. Allah size afiyet versin.