Fetva Meclisi
Soru
Ben bir fabrikada işçi olarak çalışıyorum. Çalışırken, pres makinesine kaptırdığım elimin dört parmağının bir kısmı koptu. Olay, makinenin emniyetsiz olması sebebiyle gerçekleşti. Aslında biz de o makinenin güvenli olmadığını biliyorduk. Fakat hangi makineye verirlerse orada çalışıyoruz. Malumunuz, çalışmayı reddettiğimizde işten çıkarılma gibi sıkıntılar olabiliyor. Şimdi deniliyor ki, insanlara zarar verebilecek kadar emniyetsiz olan bu makineyi çalıştırdığı için patronlar kusurlu sayılıyor. Ayrıca, kullanamadığım ve zarar gören parmaklarım sebebiyle tazminat davası açabileceğim söyleniyor. Hocam, benim böyle bir tazminat davası açıp para almam, zarar gören elimin bir hakkı mıdır? Yoksa böyle bir dava açma hakkına sahip değil miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Olay anlattığınız gibi ise para helaldir.
Böyle bir durumda hakkınızı aramanız makuldür. Hakkınızı arayın, devletin ona vereceği ceza olarak size verilecek tazminattan yaptığınız masrafları düşün. Bedensel bir zararınız yani organlarda bir eksiklik oluşmadı ise sizde manevi tazminat olarak alacağınız parayı kullanmasanız daha iyi edersiniz. Bir hayır kurumuna verin. Bedeninizde bir eksiklik oluştu ise mesela parmağınız koptu ise zaten maddi tazminat hakkınızdır. Fıkıh kitaplarımızda manevi zararlar için maddi tazminat alma şeklinde bir tazminat yoktur. Muasır ulemanın bir bölümü böyle bir tazminatı kabul ediyorsa da alınmaması yönündeki görüş daha takvaya yakındır. Öte yandan trafik canavarlığı yapan birini terbiye etmenin de başka bir yolu bulunamadığı için böyle bir cezalandırmanın yapılması gerekmektedir. Bunun için 'alın, masrafları düşün, gerisini bir fakire veya hayra verin' görüşünü size tavsiye ettik. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun.
Bu iki yıl içinde mesela avukata bir ilave masraf ödeme gibi özel bir masrafınız oldu ise onu o paradan kesebilirsiniz. Adı faiz olan bir şeyi cebinize koyarak ikinci bir iş kazası yaşamayın. Devlet o farkı kendisi vermeyecek iş sahibinden alacak. Parayı size verdiğinde mahkeme alın ve onu ikinci bir kuruma devredin. Ne onlarda bırakın ne de siz alın. Geçmiş olsun.
Yasalar, sizin işvereniniz tarafından mağdur edildiğinizi kabul ederse "tazminatınızı alabilirsiniz" ama hakkınızdan fazla olanını avukat masraflarını da çıkardıktan sonra iş yerinize iade etmek zorundasınız.
O ülkenin para pirimi ile alacağınız ne kadar ise onu bugün aynı para primi ile hesaplayıp alın. Yaptığınız hukuk masraflarını da alın. Gerisini size ait olmayan bir yere harcamalısınız. Aileniz olmamalı bu harcama yeri. Ya da zaten harcama yapmanız gereken bir yer olmamalı.
Bu yapılan iş yasalara da aykırıdır. Yasalara aykırılık bir sakıncadır. İnsanların aldatıldığı bir işte sizin imzanızın olması sizin de vebale girme nedeniniz olur. Eğer, iş yerinin üretiminde bu ürün çok küçük kalacak nitelikte ise oradan kazandığınız haramdır diyemeyiz ama toplam üretimin belli bir yüzdesini oluşturuyorsa sizin kazancınızda da haram karışımı vardır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Müslüman'ın, yemesi haram olan bir şeyi imha etmesi esastır ancak onların dininde o haram değilse bir Hıristiyan’a verilmesine bir ruhsat bulunabilir. Bu ruhsat olarak mümkündür de ortada başka bir husus var. O da şudur: Harama karşı nefretimizi, bir mü'min olarak refleksimizi şeytan, onu komşuya verdirerek azaltabilir. Bu inceliğe dikkat edelim. Bir hatıra olarak size aktarayım. Birkaç sene evvel rahatsızlanmıştım. Mahallemizdeki bir imam arkadaş geçmiş olsuna gelmişti. O gidince hediye olarak getirdiği poşette iki büyük şişe kola çıktı. Çok alınmıştım bu durumdan. Büyük bir hakaret olarak gördüm bunu. Rahatsız olduğum hâlde kalktım, çocukları toplayıp, o iki şişeyi lavobaya dökme töreni diye bir tören yaptım. Ailece onu döktük. Sonra da şişelerini çöpe attık. Biraz rahatladım ondan sonra. Mümkün olduğu kadar, içimizdeki nefreti ve gayreti söndürmeyelim. Heyecanı ölen mü'mini namaz bile ayağa kaldıramaz. Size dualar ediyor, dualarınızı bekliyorum.
Normal şartlarda yalanla haccı birleştirmeniz doğru olmaz. Eğer bütün yollar tıkanırsa kendinize raporla bir yol açabilirsiniz.
Din mantık üzerinden yürümez. Şeriat'ın gerekçe bildirdiği kadarıyla gerekçe biliriz. Bilmesek de imanımız imandır. Süt kardeşliğinde ise kan kardeşliğindeki gerekçenin bir benzeri vardır. Süt, ilk günlerde direkt kana karıştığından bir sütü kana karıştırmakla, kandaki yakınlık kurulmuş olmaktadır. Ana neden budur.
Şunu bilmelisiniz: Şeytan bizi, önce günahlarla vurur. Sonra da o günahların psikolojisini yıllarca üzerimizden atmayarak bizi bir tür nedamet aşırılığı ile etkisiz hâle getirebilir. Sizdeki durumun bu olduğunu zannediyorum. Eğer samimi bir tevbe etti iseniz, artık işinize bakın. Yok, tevbeniz samimi değilse zaten siz hâlâ bataklıktasınız demektir. Kendinizi boş tutmayın. Sürekli bir işle meşgul olun. Okuyun, gezin, konuşun, çalışın. Yazı yazmaya çalışın. Önce iki ayda bir sonra ayda bir ve on beş günde bir olmak üzere hatim indirerek Kur'an okuyun. Özel bir dua izlemeniz gerekmiyor. Bildiğiniz en kolay duaları sürekli yapın. Allah kalbinizi rahat kılsın.
Zekât zamanınız ne zamansa o zaman elinizde ne varsa onun zekâtını verirsiniz.
Yemini bozan bir kere keffaret öder.