Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. 68 yaşındaki dedemle bazen sert davrandığımı fark ediyorum hocam. İlk torunuyum beni çok sever, adını taşıyorum. Ancak babaanneme karşı sertliği, sinirliliği, emekli olduğundan beri evden camiye, camiden eve gidip başka bir işle meşgul olmaması, çocukları yokken (babaannemle ikisiyken) yemek hazırlanırken, sofraya oturup bir bardağı dahi kendi almaması babaannemden hizmet beklemesi ve özellikle klozete idrarını yapıp temizlemeden çıkması gibi birçok özelliklerini eleştiriyorum. Bir keresinde klozette idrarının damlalarının kaldığını söyledim oturarak yap dedim ama prostattan dolayı oturarak yapınca gelmez dedi. İşi bitince de temizlemiyor iş babaanneme kalıyor. Babaannemde 70 yaşında, ağzı var dili yok. Üzülüyorum. “Dede, babaannem ölse ne yapacaksın?” diyorum “o zaman başımıza geleni çekeceğiz” diyor. Şimdi ben 24 yaşında erkek torunu olarak ona nasıl davranmalıyım bu tür meselelerde? Yapım gereği çok yumuşak şekilde söyleyemiyorum galiba, sonra da korkuyorum benim çocuklarım torunlarımda benim sert sözle kalbimi kıracaklar mı acaba diye. Ama kızdığım konularda haklı olduğum şeyler. Nasıl yapacağım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Daha da kötü olsa bile o, sizin babanızdır; katlanacaksınız, dayanacaksınız, sabrecek ve kazanacaksınız. Onu atamazsınız, kovamazsınız. Annenizle veya onun kardeşleri ile olan tartışmalarına da katılmayın. Siz, ondan yana olun ve herkesin hakkını bilin. Camide namaz ne için kılıyorsanız, namazın karşılığını kimden bekliyorsanız, babanızla da O'nun için ilgilenin ve O'ndan karşılığını bekleyin. Bu sizin cihadınızdır. Sabredin, yorulmayın, bıkmayın, erkenci olmayın. Her türlü beşeri isteğini dayanılabilirlik oranında yerine getirin. Zulüm olanını yapmayın, onu yapmazken de nazik olun.
Babaannenizin ne de olsa sizin üzerinizde hakkı vardır. O hak etmese bile siz ona iyi imiş gibi davranın, kaybeden o olsun siz üstün olun. Evet, böyle yapmak zordur ama küçükken bile büyük olabilmek de böyle mümkündür.
Selamünaleyküm. Bir kadının, banyosu ve mutfağı ayrı olan bir evde eşi ile beraber kalmasını istemesi dinen hakkıdır. Bu hakkı nikâh masasında konuşarak iptal ettirmedikçe bir erkek yok sayamaz. Anne babalar, çocuklarına baskı yaparak gelinlerini emirleri altında tutmaya çalışırlarsa zulmetmiş olurlar. Gelin bu zulme itaat etmek zorunda değildir. Erkek, ortayı bularak durumu düzeltmek zorundadır. Allah’ın tanıdığı hakkı kimse alamaz. Buna örf ve saire alet edilemez. Erkek de, bu durumu ebeveynine nezaketle izah etmelidir. Hanımlar da bir gün kaynana olacaklarını düşünerek konuşmalı ve tavır koymalıdırlar. ‘Ben o zaman böyle yapar mıyım hiç?’ demeleri de inandırıcı olmaz. Zira onlara eziyet edenler de ‘ben öyle yapmam hiç’ diyorlardı. Nesiller arasındaki farklılığı aşmak neredeyse mümkün değildir. En ideal olanı, anahtarları farklı evlerde yaşamaktır. Bunu yaparken de, anne babanın kırılmayacağı ve hizmetinin aksamayacağı şekilde bir ortam oluşturmaktır. Yorulan ve sıkıntıya giren kesinlikle erkek evlat olacaktır. Bu sorunu, iki tarafı kırmadan çözmek zorunda olan erkektir. Kadın, yaparsa insanlığı gereği yapacaktır. Hukuki zorunluluğu yoktur. Elbette, bu sıkıntılara giren erkek de yaptığının Allah rızası için yapılacağını ve bundan ecir kazanacağını unutmayacaktır.
Selamünaleyküm. İki şeyi yapmaya çalışın. Birincisi, onunla bir arada iken o yokmuş kadar kendinizi onunla tartışmama ilkesine alıştırın. İstediğini verin, hiçbir işine karışmayın. Ne yaparsa yapsın siz yok saymayı bilin. İkincisi de, kendinize müstakil bir ev bulun. Onlara yakın olsun ama müstakil bir evde oturun. Bu arada da annenizi özenle koruyun, onun duasını alın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Sakın babanızla annenizin arasına girmeyesin. Onlardan birini tutman doğru olmaz. Sen, onlara karşı bir hata işleme. İkisine de iyi davran, sabırlı ol. Bu yaştan sonra onlardan köklü bir değişim bekleme. Ortamı sakinleştirme, daha kolay konulara geçme gibi taktikler güt. Çok dua et. Önce kendini koru.
Aleykümselam. İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn. Kesinlikle, yüzde yüz bilmiyorsanız böyle bir iftiraya dilinizi sürmeyin. Yüzde yüz, yüzde yüz biliyorsanız diye şart koşuyorum dikkat edin.Evet, bu suçu irtikâp eden lanetlidir. Anneniz veya bir başkası kim ona rıza gösterirse mesul olur. Siz evlatları olarak bu işe direk bulaşmasanız daha iyi olur. Şöyle yapın:Yüzde yüz, öyle bir şeyin bizzat aynısını yaptığına kani olursanız, babanızın sözünü dinleyeceği bir üç kişilik ekip kurun. Bunlardan biri imam diğeri bir akraba olabilir. Onlar babanızın bu durumunu onunla istişare edip nasihat etsinler. Siz bilmiyor gibi olun. Anneniz de bilmiyor gibi olsun. Bilhassa annenizin bilmemesi düzelme için daha iyidir. Böyleci bu sorunu bir komisyona havale etmiş olun. Mümkün olduğu kadar bu olayı kimse bilmesin. Mümkünse siz de bilmeyin. Yer duymasın, toprak duymasın. Her duyan kişi, çözümün bir nebze uzaklaşması demektir.Bir de duayı unutmayın. Gece, gündüz, ayakta, oturarak her an dua edin. Elinizin açık olması önemli değil, diliniz ve kalbiniz duaya dönsün.
dede konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Nikâh kıyma, şahit olma anlamınadır. Dedenin veya başka bir erkeğin nikâh şahidi olmasında sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Torunun dededen miras alması meselesi şöyledir: a- Bir çocuğun babası öldüğünde, baba mal bıraktı ise elbette çocuğu o malı alacaktır. Dedesi ve diğer varisleri de nasipleri kadar maldan alırlar ama asıl mal çocuklara kalır şüphesiz. Bunda anlaşılmayan bir durum yoktur. b- Çocuğun babası ölmüş, babanın bir malı yoktu. Dolayısıyla çocuğa mal kalmadı. Bu babanın babası da yani çocuğun dedesi de sağdı. Daha sonra dede öldü. Yani daha önce çocuğun babası ölmüştü, malı olmadığı için çocuk mal alamamıştı. Dede ölünce, çocuğun babası sağ olsaydı ona mal kalacaktı. Önce öldüğü için ÖLMÜŞ BİRİNE MAL KALMASI söz konusu olmuyor. Dede öldüğünde eğer kendinden önce ölen çocuğundan başka çocukları varsa yani bu çocuğun amcaları varsa doğal olarak DEDENİN ÇOCUKLARI OLARAK, DEDENİN TORUNUNDAN önde gelmektedirler. Bir insanın çocuğu varken torununa malı kalmaz. Bu nedenle de torun bu pozisyonda mala mirasçı olmaz. c- Böyle bir durumda dedenin bırakacağı malın 1/3 kadarını aşmamak şartı ile torununa vasiyet bırakması emredilmiştir. Böylece de torun fakir kalmaz. Eğer dede bu vasiyeti yapmadı ise çocuğun amcaları malı taksim ederken çocuğun mağduriyetini giderecek bir taksim yapmaları tavsiye edilir. Meselenin hukuk boyutu böyledir. Duygusal boyutu ise elbette ayrı bir mesele olarak ele alınmalıdır.
Dede sağken kimseye bir şey vermesi gerekmez. Dede vefat ettiğinde ise şöyle bir durum çıkar ortaya: a- Dedenin sadece bir kızı varsa, o kızla beraber torun da mirasa katılıp %25 hisse alır. b- Dedenin birden fazla kızı varsa torun bir hisse alamaz. c- Dedenin oğlu varsa yine hisse alamaz. d- Dede vefat ettiğinde nene sağsa ve başka bir mirasçı yoksa kalan sekiz hisseye bölünür; birini nene alır gerisini kız alır. Gördüğünüz gibi mesele her şeyden önce dedenin vefatına dayanmaktadır. Ondan sonra da bu çocukla beraber kimlerin bulunduğu önem arz etmektedir. Ona göre o zaman bu değerlendirmeyi yapmak gerekir. Allah'a emanet olun.
Dedeniz öldüğünde babanız ve amcalarınız yaşıyorsa siz dedenize mirasçı olamazsınız. Siz dedenize mirasçı olmadığınıza göre size MALININ ÜÇTE BİRİNİ GEÇMEMEK ŞARTIYLA vasiyet bırakabilir. Eğer malının üçte birinden fazla olursa bütün mirasçılarının izin vermesi ile o fazlalık size verilebilir. Tabii mirasçıların “verdim” demesinin kabul edilebilir olması, reşit olmalarına bağlıdır.
Eğer ninelerinizin her birinin kurban kesmesi gerekecek malları varsa ayrı ayrı kurban kesmeleri gerekir. Hayır onların kurban kesmesi gerekmiyor da nafile olarak “bize de kurban kesin” demek istiyorlarsa o zaman durum şudur: Bir kurban bir kişi için kesilir. O olmuyorsa dede için nafile olarak kesilir, onlar da kesilen kurbandan sadaka vererek sevap kazanırlar.
Dedenizin tek gelir kaynağı orası ise haramdan rızık temin ediyor demektir. Bu durumda onun verdiklerini aç kalmadıkça yemeyin. Hayır, mesela emekli maaşı gibi ikinci bir geliri de varsa zorunlu durumlarda verdiğini yiyebilirsiniz. Allah'ın haram ettiği bir işi engellemek için elinizden ne geliyorsa yasal sınırlar içinde kalmak şartıyla onu muhakkak yapın. Dedeniz de sizi dinlerse nasihat edin ona.