Fetva Meclisi
Soru
Hocam, üzerimde bir tembellik var atamıyorum. Kahroluyorum ama sanki benim parçam gibi bana yapışık kalkmıyor üzerimden. Nereden gelir bu tembellik, ne yapabilirim kurtulmak için?
Cevap
Benzer fetvalar
Hayırlı olanı istemek, Müslümanın tevekkül bilincinin göstergesidir. Ancak bunu kolaylıkla birleştirerek dua etmek, insani ve fıtrî bir taleptir. Şüphelerinizi bu şekilde sorgulamanız da sizin doğru yolda olduğunuzu gösterir. Allah’tan hem hayır hem de kolaylık istemeye devam edin. Sabır ve sebatla yolunuza devam ettiğinizde, O’nun yardımı mutlaka gelecektir. Bu aşamada hayırlı olanı, kolaylıkla birlikte istemeye devam edin. Maddi veya manevi hedeflerinizde uygun yöntemler bulmak için güvendiğiniz insanlardan destek ve fikir alın. Zorlukları bir eğitim süreci olarak görün. Sürekli başarısız olduğunuzu hissetmek yerine, bu süreci bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirin.
Her şeyin başlangıcı ve sonu Allah’a bağlıdır. Kısmet ve talih dediğimiz kavramlar aslında, Allah’ın takdiridir ve insanlar için çok farklı yollarla görünür. Bazen işler yolunda gitmez fakat Allah bu durumu bizim için bir iyiliğe dönüştürür. Hayatımızda zor bir dönem geçirdiğimizde, biz bu dönemi yanlış algılayabiliriz. Ancak unutma ki Allah’ın rahmeti sonsuzdur ve O, senin hayrını en iyi şekilde bilir. Böyle anlarda, Allah’a sığınmalı, sabırlı olmalı ve tevekkül etmelisin. İşlerin ters gitmesi, bazen bir nevi Allah’ın seni koruması, yanlış yollardan uzak tutması olabilir. Bu yüzden zor zamanlarda, dua ve sabırla kalmak seni Allah’a daha yakın kılacaktır. Dua etmek, Allah’a yönelmek, O'na içten bir şekilde yalvarmak, her zaman doğru bir yoldur. İslam’da dualarımızın ya hemen kabul olacağını ya da Allah’ın takdiri doğrultusunda bir şekilde bizlere fayda sağlayacağına inanılır. Bazen, bizler dua ettiğimizde, beklediğimiz şey hemen gerçekleşmez. Çünkü Allah, bizim için en hayırlısını bilir. Şerre çevrildiği iddia edilen dualar, yanlış anlaşılmalar olabilir. Belki de yanlış yerden, yanlış bir inançla yapıldığında, zorluklar yaşanabilir. O yüzden dua ederken, Allah’a olan güvenin tam olmalı ve dualarını doğru niyetle yapmalısın. Allah, hiçbir zaman kulunu zarar uğratmak istemez. Aksine O'nun dileği kulunun hayrına olandır. İçinde bulunduğun bu durumlarda, şunu unutma: İman etmek ve sabretmek, hayatın gerçek sınavıdır. Zorluklar geçici ama sabrın ve Allah’a olan güvenin kalıcıdır. Dua et ama sabret ve her şeyin sonunda Allah’ın en güzel takdirine rıza göster. Allah’a emanet ol, sabrın mükâfatını versin.
Tebliğ her zaman “söylemek” değildir, bazen doğru zamanı ve yolu aramaktır. Senin şöyle bir korkun var: “Ya söyleyemezsem, vebale girer miyim?” Hayır, mutlaka söylemek zorunda değilsin. Asıl sorumluluk; bildiğini kime, ne zaman, hangi dille ve nasıl anlatman gerektiğini araştırmak, planlamak ve niyetinde dürüst olmak. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Kim bir kötülüğü görürse eliyle düzeltsin. Gücü yetmezse diliyle. Ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman 78) Senin gücün ve şartların dilinle anlatmaya uygun değilse, kalbinle buğz etmen seni günaha sokmaz. Özgüven eksikliği “eksiklik” değildir. Çoğu zaman kibirden uzak bir mütevazılığın aşırılığa kaçmış hâlidir. Yani “Ben kimim ki bir şey diyeyim?” demen kötü değil. Ama eğer bu hal seni Allah için konuşmaktan, doğruyu savunmaktan, iyiliği emretmekten alıkoyuyorsa, orada tedavi gerekir. Sen sadece “söylenmesi gereken yerde susan” olma. Ama bağıran, kıran, yakan da olma. Tebliğ bir sevda işidir, bir emanet taşıma işidir. Sen de bu emanete talip olmuşsun, Allah seni bu yolda muhlis kullarından eylesin. Ya Rabbi! Bu kardeşimi, ilminden, edebinden, şefkatinden ve gayretinden ayırma. Onu güzel konuşan, güzel anlatan, güzel anlayan kullarından eyle. Kalbini geniş, sözünü tesirli, niyetini halis kıl. İnsanlara söz götüren değil, hidayete vesile olanlardan eyle. Âmin.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Selamünaleyküm. Çevreniz tembel çevredir. Çevrenizi düzeltin. Çalışmalarla beraber olmaya çalışın. İşinizi değiştirin. Kur'an okumuyorsunuzdur, maneviyatınız eksiktir. TV ve internete sınır getirin; şu anda kullandığınızın yarısına sonra da çeyreğine indirin. Kendinizi değiştirerek çalışmayı öğrenin.
Bir kere bu dönüşümün seni bir nebze sarsmasını normal görmelisin. Hayatını öncesine göre aksi bir yöne çevirdiğine göre bir alışma dönemin olmalıdır. Bunun geçici olduğunu bil. İkinci olarak da aşırı gitmen doğru olmaz. Mesela namaza başla ama beşe beş katmayı uzun bir zamana yay. Haramlardan uzak dur ama titizliği uzun bir zamana yay. Sabırlı ol. Sebat et. Anne babanın duasını almaya ihmal etme. Bir yere kilitlenip kalma. Geniş bir çevre edinmeye çalış. İstersen bir de psikoloğa görünüp sana bir tavsiyesinin olup olmadığını öğren. Ve dua ederek yoluna devam et. Allah yardımcın olsun.
dua konusundaki diğer fetvalar
• Zikir bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi zikri de Allah Teâlâ belirlemiştir, kullar ne şekline ne miktarına müdahale edemezler. • Zikrin “şu kadar” denebilecek bir sınırı, muayyen bir vakti ve belirli bir pozisyonu yoktur. Kur'an’ımızın ve sünnetimizin gösterdiği bütün zikirler, bütün zamanlar ve bütün durumlar için sınırsız bir şekilde yapılabilir niteliktedir. • Zikir bu yapısıyla imanî hayatımızın bereketidir. • Zikrin anlamı uyanık ve anlayışlı olmaktır. Aksi de gaflettir. Bu uyanık olma zihinde olur, dilde olur. İkisi bir arada olunca da en efdali olur. • Allah’ın emri olarak yapılan her iş bir zikirdir. Bu manada namazdan Kur'an okumaya kadar her ibadet zikirdir. Mazluma yardım zikirdir. İlim öğrenmek zikirdir. Fazilet olan her iş bir nevi zikirdir. • Zikirden beklenen faydalardan bazıları şunlardır: Şeytanı kovmaya vesile olur. İçteki sıkıntıları, kederleri azaltır. Rızık getirir, bereketi arttırır. Sürekli biriktirilen bir sevap kaynağı olur. Allah’ın emirlerini yapmaya, yasaklarından uzak durmaya vesile olur.
Sözlerinizde itiraz edecek bir nokta göremiyorum ama çareyi de bilemiyorum. Siz sadece gerçekleri yazmışsınız. Olabilecekleri bizim gibi siz de ortaya koyamamışsınız. Hasbunellah.
İyi ve hayır olan her şey için dua kabul olur biiznillah ama kul acele etmemelidir.
Bugün bütün dünyada futbol takımları toplumların idare edilebilmesi için canlı tutulmaktadır. Esasen futbol bir oyun olarak sakıncalı da değildir ama futbolla beraber devreye giren avret teşhiri, kumar, vakit israfı gibi sakıncalarla beraber futbol ve takımları sorun odaklı durmaktadır. Bu nedenle futbol takımı için dua etmek makul bir iş değildir. Basiretli bir mümin böyle bir dua edemez.
Bundan aşağısı kötü olmak ya da kötüye meyilli olmaktır. Bu nokta ise bilinen ifadesiyle nötr olmaktır. İyiye doğru gidiş açısından güzel bir durum olarak anlayabiliriz.
Bu bir tevekkül ve yakîn (tam güven) meselesidir. Başka bir ifade ile iman meselesidir. Kul, “bana, üzerime düşen görevleri yapmak ve dua etmek düşerdi, ikisini de yaptım” anlayışında ise sonuç onun için rahattır ve duasının da sonucu durum ne olursa olsun gerçekleşmiştir. Meseleyi iman meselesi olarak görmek gerekiyor. Allah Teâlâ kalbimize tevekkül indirsin.