Fetva Meclisi
Soru
Babamın arabası ile kaza yaptım, aşırı tepki gösterdi. Bende kızgınlık ile "Şart olsun bir daha bu arabaya binmeyeceğim" dedim, aynı şekilde eşim için de "sende bir daha bu arabaya binmeyeceksin" dedim. Normalde ne eşim ile ne de babam veya annem ile aramda hiç bir sorun yoktur. Gayet huzurlu bir yaşantımız var. Bir anlık gaflet ile ağzımdan kaçırıp bu şekilde yemin ettim. Sadece kararlılığımı göstermek istedim. Şimdi ise babam arabayı satmak istiyor. Yüklü miktarda zarar edecek. Acaba tekrar babama ait bu araca binsem nikâhıma bir zarar verir mi? Teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evet, anne babanıza gitmeniz gerekir. Aynı şehirde oturuyorsanız ayda bir, farklı şehirlerde oturuyorsanız yılda iki kere gidebilirsiniz. Ancak bu sorunu kendi yönteminizle çözmeyin. Bibere tuz dökmüş oluyorsunuz. Aile büyüklerinizi devreye koyun, onların müdahalesi ile çözülsün mesele.
Selamünaleyküm. Karı koca arasına girmemeye çalışın. Zamanla düzelir onlar. Her ikisine de sabrı tavsiye etmeye çalışın.
Anlattığınız kadarı ile siz bu meselede haklısınız. Siz razı olsanız dahi eşiniz böyle yapmamalıdır. Sizin tepkiniz de gereklidir, ikaz etmeye devam edin. Özellikle size şunu söylemeliyim ki, şeytan bu durumu ailenizi çökertmek için kullanabilir. Aman dikkat edin, ailenizin sarsılmasından ise bu durum böyle kalsın diyebilirim size. Zira sizin vebaliniz olmayan bir durumdur bu. Siz razı olmayın, biiznillah vebaliniz olmaz.
Babanızın rızası olmayan bir işten hayır görmezsiniz. Ailenizden birilerini aracı yapın, yalvarın ama onun gönlünü yapın. Babanız, evlilik sizin için artık farz haline geldiği hâlde evlenmenizi engeller ve size evlenebileceğiniz uygun başka bir alternatif göstermezse o zaman sizin istediğiniz evliliği yapmanızda bir sakınca olmaz. Allah'a emanet olun.
Kıymetli kardeşim, aileniz ile eşiniz arasındaki bu sürtüşme sürecini, onlar bu kadar birbirlerine yakınken yapmanız sizin için zorlayıcı olabilir. O sebeple bir şekilde eşinizle yaşayacağınız ama anne-babanızdan da ayrı düşmeyeceğiniz başka bir lokasyona taşınmayı gündeminize alın. Finansman ile alakalı durumunuzu yeniden değerlendirin. Gerekirse evin kalitesi ile alakalı kriterlerinizi bir iki derece düşürüp bu konuyu gündeme alın. Gerek aileniz gerekse eşiniz konusunda sağlam bir duruş sergilemeye gayret edin. Ne anne babanızı incitin ne eşinizi incitin. İki tarafa da birbirlerine müdahale etmemelerini istediğinizi tavırlarınıza sözlerinize yerleştirin. Fakat bunu atacağınız adımlarla da destekleyin. Örnek vermek gerekirse başka yere taşınmak gibi adımlar mesela. Bunun yanı sıra anne babanızın, sözüne itibar edip saygı duyduğu başka aile büyüklerinizden de bu konuda nasihatlerle, aracılıklarla size yardım etmesini isteyebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bir kız çocuğu çalışmak zorunda değildir, babası onun nafakasını temin eder. Sizin durumunuz ise kural dışıdır. Meseleye çalışıp kazandığınızı babanıza vermek şeklinde değil de, babanızın gönlünü yapmak şeklinde düşünmeye çalışın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Takvimin güneş doğma vaktini göstermesinden sonra sabah namazı kazaya kalmıştır. Kerahet vakti olan yaklaşık yarım saat (güneşin doğma anından itibaren) geçince namazı kaza etmek gerekir.
Selamünaleyküm. Nikâh akdinde ne konuşuldu ise mehir odur. Çocuğun saçının ağırlığı kadar para da verilse olur. Her okunduğunda TİLAVET SECDESİ yapılmalıdır.
Selamünaleyküm. Siz, özellikle dikkat çekme gibi bir niyet taşımadıkça mesele yoktur.
Selamünaleyküm. Bunu size hafızlık yaptıran hocanızla istişare edin; durumunuz vaktinde bitirmeye ve bitince de korumaya uygunsa devam edin. Hocanız tavsiye etmekte tereddüt ederse yaptıklarınızın hafızlığında güçlü olun.
Selamünaleyküm. Önce o günahtan ötürü ciddi bir tevbe edin. Tekrar yapmamaya azmedin. Tevbenizi de koruyun. Elinizdeki para sizin ana sermayenize tekabül ediyorsa mesele yoktur. Tevbeyi unutmayın.
Gezmek, Kur’an’ın da tavsiye ettiği bir iştir. Fakat farz veya vacip değildir. Nafilelerdendir. Nafileyi farzın önüne geçirmemiz mümkün olmayacağına göre önce şunu bilmemiz gerekir: Üzerindeki farz olan ibadet ve benzeri görevleri yerine getirmiş olan gezsin. İlimle meşgul olan, dinlenmesi gerektiği zaman gezsin. Ticaretini düzeltip, iyi kazanan ve mü’minlere infak edebilen gezsin. Farzı bırakıp gezmek olmaz. Borç alıp gezmek olmaz. Bir de şu hususu vurgulamalıyız: Mekke ve Medine gezi yeri değildir. Mekke ve Medine, hac ve umre ibadetinin mekânıdır. Oralara turistik amaçlı gezi olmaz. Bunun dışında, gezi deyince bir Müslüman iki yeri hep gezmeli ve hiç unutmamalıdır: Bu yerlerin birincisi, İslam’ın sekiz asra yakın en büyük medeniyetlerden birini kurduğu ama şimdi hiçbir minaresinin ezanla şenlenmediği yer olan Endülüs’tür. Ne idi, ne oldu? Gezip, görmek ve ibret almak için iyi bir yerdir. İkinci yer de İstanbul’dur. İslam Hilafeti’nin düştüğü yer. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin övdüğü, ashaptan itibaren Müslümanların göz bebeği vatan. Fetih gözlüğüyle İstanbul hep gezilmelidir. Binlerce sahabiyi bağrında barındıran Suriye ve Şam gezilebilir(di maalesef). Müslümanların yaşadığı fakir Afrika ülkelerinden biri gezilip, incelenebilir. Özellikle, Anadolu’nun yeşil mekânlarından biri gezilip, Allah’ın nimetleri müşahede edilebilir.