Fetva Meclisi
Soru
Hocam bizim örme atölyemiz var. İpi başkası veriyor biz örüyoruz. İş sonunda ürünü teslim ettiğimizde elimizde bir miktar ip kaldığı olabiliyor. Yıl sonunda da bu artan ipler belli bir yekûn tutabiliyor. Bu bize helal olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
İşini aldığınız işveren size “bizzat sizin yapmanızı şart koşuyorum” dedi ise o işi ikinci birine yaptıramazsınız. Sadece işin kalitesi ve zamanını size şart getirmiş ise sizin onu başkasına yaptırıp kâr etmenizde sakınca olmaz.
Eğer size işveren firma/kurum sizinle yaptığı sözleşmeye “başkasına yaptırmama, bizzat kendin yapma” gibi bir şart getirmedi ise sakıncası olmaz. Eğer öyle bir şart getirdi ve siz de kabul etti iseniz imzanıza sahip çıkmalısınız.
Sizin satın alma işleminizde bir olağandışılık yoksa ve birisi onu sizden talep etmiyorsa inşaallah sıkıntı yoktur.
Malının tamamı haram olduğunu bildiğiniz biri ile ortaklık yapmanız caiz değildir. Malının haram karışık mal olduğunu zannettiğiniz biri ile ise caizdir.
İhale eden firmaya/kuruma karşı kurulmuş bir tuzaktır bu ve gizli yapılmaktadır. Bu yolla elde edilecek gelir helal olmaz. Müslüman hile ve yalan ile mal kazanmaz, kazanırsa o mal ona helal olmaz.
Yaptığınız işte bir harcama kapalılığı yani tartışma konusu olabilecek bir nokta veya ücret oranı üzerinde tartışma olmadığına/olmayacağına göre sizin açınızdan ve işi veren açısından helallik sorunu da yok demektir. Bu şekilde çalışabilirsiniz.
anlaşma konusundaki diğer fetvalar
Bir ticarette veya bu örnekteki gibi tarım ortaklığında taraflardan birinin kazancının meçhul kalması fıkıh açısından o işlemin caiz olmamasını gerektirir. Bu örnekte birinci tarafın on ton çayı garanti edilmektedir. İkinci tarafın ise ne kadar çay elde edebileceği meçhuldür. Bu meçhullük fıkıh açısından durumu caiz olmamaya götürmektedir. Anlaşmayı yeniden yapmanızı ve elde edilen çayı yüzde üzerinden belirlemenizi tavsiye ederiz. “Elde edilenin yüzde şu kadarı” olursa anlaşma fıkha daha uygun olur.
Bu konuda ayrıntıya girilmesi gerekiyor. Zira ödeme farklı nedenlere dayalı olarak gerekir. Örnek olarak bir borcun gecikmesi başkadır iş yaptırmanın sonucu yapılacak ödeme başkadır. Bu konuyu şöyle özetlemeye çalışalım: İş yaptırmaya yönelik bir sözleşmeye, işin kalitesi, gecikmesi gibi problemler nedeniyle bir cezai müeyyide konabilir. Bunu fukaha caiz görmüştür. Bu konuda fukaha, ortada bir zarar söz konusu olması durumu diye bir kayıt koymuştur yani iş yaptıranın mesela gecikmeden veya kalite düşüklüğünden dolayı zarar görmüş olması gerekir. Bu nedenle konan cezai müeyyide de zarardan fazla olmamalıdır. İş yaptırma nitelikli sözleşmelerde, müteahhitlik sözleşmelerinde, taksitli alışverişlerde ödemelerden birinin gecikmesi durumunda diğer taksitlerin peşin tahsili şartı konmasında bu kural geçerlidir. Yeter ki borçlu bu son noktada gerçek bir iflas durumunda bulunmasın. Öyle bir iflas söz konusu olursa alacaklının merhametli davranması Kur'an’ın emridir. Taksitli alışverişlerde ödenmeyen miktarlara ilave getirilmesi yani gecikme farkı alınması caiz değildir. Elektrik ve benzeri tüketim faturalarının gününde ödenmemesi hâlinde alınan fark bir faizdir ve caiz değildir. Müslüman’ın buna dikkat etmesi gerekir. Bir borç sözleşmesinde geciken borçtan dolayı hakeme müracaat eden taraflara hakemin zarar tazmini takdir etmesi durumunda bu tazmin edilen miktarın helal olup olmayacağı konusunda muasır bazı fakihler caiz olacağı yönünde fetva vermişlerdir. Sıkışık durumlarda bu fetva kullanılabilir ama tercih edilmemesini tavsiye ederiz.
İki davalı arasında devlete müracaat etmeden aralarında bir hakem tayin ederek sulh olmaları uygulaması Kur'an kaynaklıdır. Ashab-ı Kiramdan itibaren de vardır. Belki de Müslümanlar arasındaki kardeşliğin devamı için de en gerekli işlerden biridir diyebiliriz. Size şöyle bir özetleme yapabiliriz: Tartışmalı olan konunuzu çözebileceğine inandığınız ve sizin için ittifak edilebilecek bir ismi hakem olarak belirleyebilirsiniz. Önemli olan, isim üzerinde ittifak etmeniz ve o ismin söz konusu işten anlıyor olmasıdır. Mesela ticari bir meselede bir hocayı hakem yapmanız yerinde olmaz. Ticaretten anlayan biri olmalıdır. Dinen bilinmesi gereken bir ayrıntıyı da o hakem olacak kişi bir bilenden öğrenir. İki taraf veya taraflar hakem olacak kişide ittifak ettikten sonra hakemden vazgeçme hakları hakemin karar anına kadar geçerlidir. Hakem kararını verdikten sonra taraflardan biri vazgeçemez. Ve hakemin verdiği karar herkesi bağlayıcı olur. Hakem olarak belirlenen kişi davadan çekilebilir, yenisini bulursunuz. Ya da hakemli süreyi önceden belirleyecek olursanız mesela bir hafta içinde çözülecek şeklinde bir ilke belirlerseniz o süre bittiğinde hakemin görevi de biter. Hakem belirleme ya da resmi kimliği olmayanların hakemlik yapması dinen konmuş had cezaları, kısas, diyet ve lian gibi konularda olamaz. Müslümanlar olarak aramızda kul hakkı tartışması bırakmadan ahirete gitmeliyiz. Özellikle birbirimize beddua ettiğimiz konular ahirette hepimizin acısı olacaktır. Buna göre bir samimiyet ve fedakârlık gösterelim. Allah yardımcımız olsun.
Yaptığınız sözleşmede DERSLERE GİRMESENİZ DE ücreti ödemeniz gerekeceği yönünde bir kayıt varsa ödemelisiniz.
Selamünaleyküm. Böyle bir mal merakını hayretle karşıladık. Allah ikinize de bereketli ömürler versin. Neden zorla kendinize sorun üretiyorsunuz ki? Şöyle yapın: Herkesin malı veya hissesi belli olsun. Her şeyi resmiyete uygun yapın. Ölüm gelince de endişe etmezsiniz. Size tavsiyem, siz ölünce ahirette ne yapacağınızı daha çok düşünmeniz olsun.
Selamünaleyküm. Anlaşmanızın gereği kadarını alabilirsiniz. Gerisini iade etmenizde doğru olur.