İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam bedenimizdeki kıl temizliği (koltuk altı ve benzeri…) en çok kırk günde bir yapılır sözü daha fazla bekletilirse haramdır şeklinde mi anlaşılmalıdır? Benim bedenimde seksen günde bile uzama olmuyor, yine de tıraş olmam gerekir mi?

Cevap

Koltuk altı ve etek temizliği ilgili olarak şunu bilmeliyiz: Sahih hadislerde en son KIRK GÜN olarak rakam belirtilmiştir. Buradaki kırk gün EN SON anlamındadır. Gerekiyorsa daha önce de temizlik yapılmalıdır. Kırk günü aşması ise bazı fakihlerin içtihadında haram düzeyinde sakıncalı bulunmuştur. Temizlenmesi gerekecek düzeyde uzama/kirlenme olmuyorsa bu gün sayısına takılmaya gerek yoktur. Zira önemli olan beden temizliğinin gerekiyorsa yapılmasıdır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kadın çocuk doğurduktan sonra en fazla kırk gün kadar LOHUSALIK dönemi yaşar. Bu dönem, tıpkı aybaşı bitimindeki gibi temizlenme işareti ile biter. En fazla kırk gün olur, kırk günden de azda bitebilir. Lohusalık dönemindeki bir kadının eşi ile cinsel ilişki kurması haramdır. Temizlenme sağlandıktan yani lohusalık bittikten ve guslettikten sonra artık eski hâline dönmüştür, eşi ile ilişkisi ve her şey serbesttir. Bebeklerin her zaman besmele ile yıkanmaları, bakımlarının yapılması güzeldir ama şart değildir. Annenin durumu ile bebeğin bu açıdan bir alakası yoktur.

Hocam benim torunum oldu ve kırk günlük olana kadar haftada iki kere yıkadım, he
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konudaki hüküm 'kesmemek Sünnet' olacak şekilde anlaşılmalıdır. Kurban kesecek olan bir zilhicce ile on zilhicce arasında saç ve tırnağını kesmemekle bir Sünnet icra etmiş olur. Kesilmesi bildiğimiz 'haram' anlamında haram değildir, fukahanın önemli bir bölümünce mekruh olarak anlaşılmıştır.

Zilhicce ayının birinci gününden kurban kesilene kadar olan vakit arasında, kurb
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Verdiğiniz bilgiyi de esas alarak, hamur, bant gibi şeylerin kalıntılarını temizlemeye çalışmış, elinizden geleni yapmış, buna rağmen abdeste engel küçük bir kalıntı kalmışsa, mazur görülebilirsiniz. Böyle çaba gösterilmesine rağmen küçük ve fark edilmesi zor kalıntılar, abdesti bozmaz, namazı geçersiz kılmaz; kaza etmenize gerek yoktur. Ama umursamaz bir haliniz olsaydı namazları kaza etmenizi söylerdim.

Bir yaram olup da bant yapıştırıp ardından çıkardığım zaman biraz bantın yapışka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eğer hastalıktan dolayı değilse elhamdülillah dediyse her defasında dua etmek gerekir. https://fetvameclisi.com/fetva/384-hapsirinca-yapilmasi-sunnet-olan-seyler-nelerdir https://fetvameclisi.com/fetva/bir-kimse-aksirdigi-zaman-cok-yasa-demek-dogru-mudur https://fetvameclisi.com/fetva/hapsiran-kisiye-dua-etmek-gerekir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/hapsiran-kisiye-yerhamukellah-demek-farz-midir

Hocam aynı ortamda çalıştığımız bir arkadaşımızın bazı rahatsızlıkları bulunuyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadının özel günlerinde (aybaşı günleri) temizlenip gusletmeden eşi ile cinsel ilişki yapması haramdır. Bunu önemsemeyip yapan pek ağır bir günah işlemiş olur. Sizin gibi dalgınlıkla yapan ise inşaallah tevbe ve istiğfar ederek vebalden kurtulmuş olur. Yalnız buradaki kural sadece cinsel ilişkinin kendisine aittir. Haram olan tam anlamıyla cinsel ilişkiden anlaşılan durumdur. Sevişme ve benzeri durumlarda yasak yoktur. Gençliğinden veya başka bir sebepten ötürü kendine güvenemeyen tedbir açısından her şeyden uzak dursa iyi eder.

Hocam, lütfen kusura bakmayın ayıp bir sorum var. Biz genç evlileriz. Eşimle onu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tirmizî’de 241 nolu hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ‘kırk gün sabah namazını, imamın tekbirine yetişecek şekilde kılan için ateşten kurtuluş ve nifaktan kurtuluş beratı verilir’ buyurmaktadır. Anlaşılıyor ki, sabah namazını kırk gün camide kılmanın mükâfatı ateşten ve nifaktan kurtulmaktır. Rabbim muvaffak kılsın.

Kırk gün sabah namazını cemaatle kılmanın faziletleri nedir?

hadis konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımızda ve hadislerde Allah’a ait bazı isimler ve sıfatlar öne çıkarılırken bu isimler ve sıfatların biz insanlar olarak anladığımız anlamı ile Allah’a yakıştırılması uygun mudur değil midir diye endişe edilmesinden kaynaklanan ilmi bir tartışma sonucu tefviz yani anlamını Allah’a salma, içeriğine karışmamayı tercih etmişlerdir. Bu manadaki tefviz iki türlü yapılmıştır. Birincisi, bu tür isim ve sıfatların varlığını kabul edip anlamlarını yok kabul etme yani ne anlama geldiğini bilemeyeceğimizi kabul etme şeklinde olandır. İkincisi de bu tür isim ve sıfatların anlamlarının bilinebileceğini ama Allah Teâlâ için konuşulduğunda bizdeki anlamı ile düşünülemeyeceğini “Allah’ın zatına ve azametine uygun bir anlamı olacağını” söyleyen tefviz vardır. Örneklendirecek olursak âyet, “Allah’ın eli, Allah’ın Arş’a istiva ettiğini…” bildiriyor. Birinci anlayışa göre böyle bir âyet vardır ama ne demektir bilemeyiz sonucu çıkar. İkinci anlayışa göre ise bu ayetlerde veya hadislerde bahsedilen anlam gayet açıktır ama bu açık anlamı Allah için uyarlayamayız, nasıl ve ne kadar olacağını da tartışmayız şeklinde bir sonuç çıkmaktadır.

Hocam Allah’ın isim ve sıfatlarının tefvizi ne demektir? Bu konuda neden tartışm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mantar Allah Teâlâ’nın nimetlerinden bir nimettir. Diğer bitkiler için geçerli kural mantar için de geçerlidir. İnsanların özel arazilerinde yetiştirdikleri mantarlar özel bahçelerde yetiştirdikleri meyveler gibidir, izinsiz yenemez. Devlet arazilerindeki mantarlar ise toplanıp yenebilir, bir sakıncası yoktur. Yalnız şunu tespit etmemiz gerekir: Mantar hakkında sahih hadisler vardır. Bu hadislerde Peygamber aleyhisselam efendimiz onu övmüş ve hatta suyunun göze şifa olduğunu söylemiştir. Yaşadığımız topraklarda da pek çok insan mantar zehirlenmesi ile ya hayatını kaybetmiş ya da ağır hastalıklar yaşamıştır. Basit bir iştahla mantar toplanıp yenmemeli ve asla tıbbi tecrübe olmadan ilaç olarak kullanılmamalıdır. Nimetleri helak sebebimiz yapamayız.

Hocam mantar toplayıp yemenin dini bir boyutu var mıdır, devletin ormanlarından
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min namazı, dini ve hayatı bilir. Vakit bulursa namaz kılan değil vaktini namaza göre tanzim eden kişi mü'min kişidir. Uyku insanın kontrol edemediği bir ihtiyacıdır. Gerekli tedbiri aldığı halde uyuyunca görevini aksatan vebale girmez. Mesela uyurken alarm ayarlayan tedbir almış sayılır. Her şeye rağmen uyanamayıp namaz vakti çıktıktan sonra uyanan kimsenin o namazı kaza etmesi gerekir. Kaza ederse biiznillah vebalden kurtulur. Sahih ve sarih hadislerde: “Uykusundan ötürü namazı kaçıranın o namazı kaza etmekten başka çaresinin olmadığı” söylenmiştir. Namazla ve uyku ile ilgili bu değerlendirme üzerinden şöyle bir kural tespit edebiliriz: Hangi sebeple olursa olsun namaz kaçıran o namazı kaza etmek zorundadır. Özürsüz bir şekilde namazı kaçırdı ise ayrıca tevbe etmesi gerekir.

Hocam uyuduğu için namazı kaçıran kimse o namazı kaza etmesi gerekir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hadis ilmi literatürüne göre söz konusu haber sabittir. Eşkıya, müminlerin halifesi Osman bin Affan radıyallahu anhın evini kuşatmışlardı. İçeri girilmesine ve dışarı çıkılmasına izin vermiyorlardı. Günlerce denebilecek kadar uzun sürdü bu kuşatma. Son günde Osman radıyallahu anh oruçlu idi. Uykusunda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi rüyasında gördü. Ona: “Bu gece bizde iftar et” buyurdu. O günde de eşkıya onu Kur’an okurken şehit etti. Bu olay sabittir. Allah ondan razı olsun.

Hocam üçüncü halifemiz Hazreti Osman’ın evinin kuşatıldığı gün Peygamberimizi rü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Muaviye radıyallahu anh sahabidir. Peygamber aleyhisselam efendimizin hanımlarından Ümmü Habibe radıyallahu anhanın kardeşidir. Peygamber aleyhisselamdan hadisler rivayet etmiştir. Pek çok sahabi de ondan hadis öğrenmiştir. Peygamber aleyhisselamın uzak kabilelere yazdığı mektuplarının yazarlarındandı. Kur'an ayetlerini de yazan resmi yazarlardan olduğu hakkında sağlam rivayetler vardır. Bunun için VAHİY KÂTİBİ olarak anılmıştır. Allah ondan razı olsun.

Hocam Muaviye radıyallahu anh kâtipmiş deniyor. Bu ne demektir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mevcut Müsned’te böyle bir hadis yoktur. Büyük ihtimalle Şii kaynaklı bir bilgi olarak yayılmış bulunmaktadır.

Hocam bu hadis sahih midir? “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buy

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.