Fetva Meclisi
Soru
İbni Ömer radıyallahu anhümâdan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:"Bir adam din kardeşine, ey kâfir derse, bu söz ikisinden birine döner. Eğer böyle denilen kişi söylenildiği gibi ise söz doğrudur; yerini bulmuş olur. Aksi takdirde bu söz söyleyene geri döner." -Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111. Ayrıca bk. Tirmizî, Îmân 16. Hocam bu hadisin şerhinde zahiri mi batıni mi anlam vardır? Bu hadisi imam Nevevi gibi âlimler nasıl yorumlamışlardır?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam.Bu hadis sahih bir hadistir. Buharî ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadistir. Dolayısıyla varlığı açısından bir sıkıntı yoktur. Delalet ettiği mana açısından ise şunu anlamamız gerekir: Bir insanın iman dairesi dışında olduğunu iddia etmek yani onu tekfir etmek bir belge ister. Bu belge de o kişinin imandan çıktığını belgeleyecek KESİN ve AÇIK bir belge olmalıdır. Bu yokken küfürle itham eden, kendisinin düşeceği bir kuyuyu kazmış olabilir. Anlatılan budur.
Selamünaleyküm. Evet, bu bir vakıa olarak önümüzdedir. Din ucuzlamıştır. Girmek zor çıkmak kolay olmuştur. Dileriz bu durum, bizim zamanımız için zikredilmiş olmasın. İmanımız kaybedebileceğimiz son kalemizdir. Ondan sonra kaybedecek bir şeyimiz yoktur.Ölçü olarak insanların bilerek küfre girmelerinin burada vurgulandığını kaydetmeliyiz. Özellikle ihtimalli durumları istisna etmemiz gerekmektedir. Kitleler hâlinde küfre düşmüş insanlar tablosu hoş değildir.
Aleykümselam. Bu sözlere Kur'an'dan, hadisten bir delil bulmak mümkün değildir.
Selamünaleyküm. Namazı inkâr edenin kâfir olduğunda bir şüphe yoktur. Tembellik veya benzer bir nedenle kılmayan ise kâfir olarak görülmemiştir. Cumhurun görüşü budur, uygulama da böyledir. Hadislerde geçen ifade ise 'kâfir gibi iş yapmaktadır' şeklinde anlaşılmıştır, anlaşılmalıdır da.
Bu durumda önce dinden çıkmasının ne kadar gerçekleştiğinin tespit edilmesi gerekir ki bu çok zordur. Dinden çıkmayı en kolay şekliyle değil en zor şekliyle ele almak yani ‘kâfir oldu’ demeyi zor tarafından görmek gerekir. Böylesi daha isabetlidir. Mesela yanlış anlamış, tevil ederek söylemiş gibi kurtarıcı kapılar son ihtimale kadar açık bırakılmalıdır. Eğer dinden çıktı hükmü yerini bulmuş ise tekrar istiğfar edip iman ettiğinde eski sevapları ona tekrar yazılır. Yani eski ibadetleri zayi olmaz. Fakihlerin çoğunluğunun görüşü böyledir. Hanefi mezhebi müçtehitleri ise eski yaptığı sevap olan işlerinin sevabının da silinmiş olacağını, yeniden iman etmekle ona yazılmayacağını söylemişlerdir. Buradaki görüş farklılığının sebebi ise konuyu net izah eden açık bir ayet veya hadisin bulunmayışıdır.
Aleykümselam. Zamanımızın ahir veya neresi olduğunu bilemeyiz, bilmemiz de gerekmez. Biz, bugün kıyamet kopacakmış gibi heyecanlı olmaya mecburuz. Mü'min olmamız bunu gerektiriyor. Hadisi şerif hakkındaki bilginiz doğrudur. Bu ve benzeri hadisler, imanın dilde bir slogan niteliğinde kalacağını, öze inmenin düşünülmeyeceğini göstermektedir. Allah Teâlâ o hâle düşmekten muhafaza buyursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sizden kesilen yirmi lira faizle alakalı değildir. Bir çeşit gasptır o. Helal edilmemesi durumunda kul hakkıdır. Helal ederseniz de sakıncası yoktur.
Aleykümselam. Kazandığınızı ailenize hibe maksatlı yani onların olması amacı ile verdi iseniz sizin o parada hiçbir hakkınızın olmadığını da bilmelisiniz. Onların parasıdır o. Size düğünde yardım etmemeleri ise ayrı bir meseledir. Onların merhameti ve size karşı tutumu ile ellerindeki paradan size harcamamalarını karıştırmayın. Parayı onlara emanet olarak verdi iseniz onu istediğiniz zaman alabilirdiniz. Anlaşılan da emanet olarak vermediniz. Netice olarak sizin, ailenizden bir yardım görmemeniz sizin lehinizedir. İleride siz, bir yardım almadığınız için daha dik duracaksınız onlar ise esef edecekler. Gereksiz yere kendinizi üzmemelisiniz.
Aleykümselam. Avamın mezhebi olmaz diyorsunuz ama hadis okuyup hadisten mezhebinizi üretmeye de çalışıyorsunuz. Bu biraz çelişki gibi duruyor. Mümin insanın, amel edeceği meseleyi hadisten okuyup anlamasında esasen bir sakınca yoktur ama siz bir yandan mezhebim yok derken bir yandan da mezhebinizi oluşturuyorsunuz. Bu da sizin bu işi bir çeşit farklılık oluşturmak için yaptığınız gibi bir görüntü veriyor. Elbette kalbinizdeki niyeti sadece Allah bilir. Bizim, niyetinizi yorumlama hakkımız olmaz. Hadisten amel edeceğiniz şeyleri üretmeniz ancak belli bir ilim yükü aldıktan sonra olabilir. Onun yerine hadisle daha açık amel eden bir mezhebi taklit ediyor olun. Aksi takdirde ortada durur gibi olacaksınız.
Aleykümselam. Böyle bir hadis bilmiyorum. Ahiret alemine ait bilgileri sağlam kaynaklardan öğrenmek gerekir. Dedikodu ile iman bilgisi olmaz.
Aleykümselam. Anne babaya saygıda kusur etmeyiz ama Allah’ın emrinin önüne de geçirmeyiz onları. Koyduğunuz ölçü güzel; dengeli bir şekilde uygulayın. Bayanın, bir zenginin sekreteri olmasını kabul edemeyiz. Zaruri alanlarda çalışabilir. O çalışması da Şer’i ölçülerle olursa olur. Olmazsa bayan evinde oturmalıdır. Bayan, evinin kraliçesi olmalıdır. Evini MERYEM EVİ’ne çevirmelidir. Her mümin bayan, evi ile bir devlet kurabilir kabiliyettedir. O kabiliyeti heder etmemelidir.
Aleykümselam.İnternet üzerinden yaptığınız alışverişteki hatada da bir gün sizden hak sahibi hakkını talep edecek olur ve hakkını da belgelerse ödersiniz. Bunun dışında endişe etmenize gerek yoktur.