Fetva Meclisi
Soru
Erkeklerin kordon bağlatmaları (sterilizasyon) yani daha açık ifade ile meninin geldiği damarın kesilmesi, meninin önlenmesi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Belirttiğiniz durumun kordon bağlatmayı caiz hâle getirmesi için yeterli olmayacağını düşünüyorum. Bir psikiyatristin bunun gerekli olacağına dair rapor vermesi ile en yakın müftülüğe müracaatları gerekir.
İnsanın vücuduna kalıcı değişiklik yaptırması kesinlikle haramdır. Bedenlerimiz bize Allah'ın emanetidir; emanet üzerinde tüy tıraşı gibi geçici değişikliklerin dışında bir değişiklik yaptıramayız. Eğer kolon bağlamak, gerektiğinde çözülebilir bir bağlama ise haramlığı olmaz. Yeniden eski haline dönemez bir şekilde bağlanacaksa bu ancak, tıbbî bir heyetin kadının ölümcül durumuna rapor vermesi ile caiz olabilir. Sadece çocuk olmaması için böyle bir yola başvurulamaz. Kaldı ki, çocuk olmaması için uğraşmak da doğru değildir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Sorunuzu istişare ettiğimiz doktorun beyanını aşağıda size de aktarıyorum. Bizim kanaatimize göre bağlatma yerine başka yöntemler uygulamanızdır. Geçmiş olsun. Doktorun tespitleri de şu şekildedir: 1-) Üç sezaryenden fazla olmaz, kesin kural değildir. 4. ya da 5. sezaryeni yaptığımız bir çok hasta var diyorlar. Sadece her yapılan sezaryende ameliyata bağlı risklerin yüzdesi yükseliyor 2-) Kordon bağlatma tıp ilminde de (Özellikle hastanın psikolojisi düşünüldüğünde) makbul bir doğum kontrol metodu olarak kabul edilmiyor. Kordon bağlatmanın sağladığı korunma ( ki bu hastamız, hastalığı nedeniyle korunma talebinde haksız değil ) %99 küsur iken ilaç ve/veya kondom (prezervatif) kullanmanın sağladığı korunma da buna yakın. O yüzden kordon bağlatmayı tavsiye etmek çok mümkün değil.
Çocuk doğurma, çocuk sayısının sınırlandırılması, iki gebelik arasındaki sürenin ayarlanması gibi konularda, karı-kocanın ortak isteğine göre, meşru çarelere başvurulması caizdir. Devamlı kısırlığa yol açan vazektomi, kordon bağlatma gibi yöntemlere başvurulması yani kadın veya erkeğin geri dönüşü olmayacak şekilde kısırlaştırılması ise fıtrata müdahale olarak değerlendirildiğinden sağlık açısından kesin bir zorunluluk olmadığı müddetçe caiz değildir.
Bedenimiz Allah Teâlâ’nın emanetidir. Rabbimiz emanetinden dolayı kıyamet günü hepimizi hesaba çekecektir. Beden üzerinde kalıcı değişiklik yapmayı haram kılan da odur. 1- Beden üzerinde kalıcı olmayan değişikliklerde avret mahalli dediğimiz bölgenin (göbekle diz kapağı arası) kadın doktora dahi olsa gösterilmesi caiz değildir. Şeri sayılabilecek bir özür varsa kalıcı olmayan müdahale için avret bölgesi kadın doktora açılabilir. Yine burada kadın doktorun bulunmadığı yerde erkek doktorun bu müdahaleyi yapmasıyla ilgili ayrıca ruhsat durumu değerlendirilir. Kadının zihinsel yorgunluğu, istişareyle karar verilmiş bedensel yorgunluğu şeri özür kabul edilebilir. 2- Beden üzerinde kalıcı yapılacak değişiklikler ancak kadının can tehlikesi gibi durumlarda Müslüman, uzman bir heyetin raporuyla mümkün olabilir. Keyfî ya da can tehlikesi oluşturmayacak durumlarda kalıcı değişiklik mümkün değildir. Kordon bağlatma işlemi de buna göre değerlendirilir.
Aleykümselam.Bağlama yani tamamen değiştirme gibi bir neden için tıbben ölümcül bir tehlikeden söz edilmesi gerekir. Sadece 'iyi olur' kanaati yeterli değildir. Bağlatmamayı tercih edin. Diğer tedbirlere başvurun. Geçmiş olsun. Allah Teâlâ size ve yavrunuza afiyet ihsan etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Din, duygularımız üzerinden değil ölçülerimizin üzerinden yaşanır. Ölçülerimiz de haramlar/helaller şeklinde dizilmiştir. Allah Tela, zekâtını ve diğer mali görevlerini yerine getiren mü'min kuluna dünya nimetlerini bütün lükslüğü ve çekiciliği ile mübah kılmıştır. Yani helal tutmuştur. Duygusallıkla din yaşamak zordur. Evet, bir mü'min, daha mütevazı yaşamayı prensip edinebilir. Edinmesi de hoştur. Ama lüks nimetler kullanması uygun değildir, diyemeyiz. Dünyanın imtihan yeri olduğunu unutmayalım. Altı ölü dolu bir toprağın üstünde diriler olarak gezindiğimiz gibi, fukaranın ortasında da zenginler gezinecektir. Vardır bir hikmeti bu işlerin.
Şeriatımızda evlatlık almak yoktur. Siz, yengenizin hiçbir şeyi değilsiniz. Eğer malını size vermek istiyorsa bunu sağlığında yapmalıdır. Vasiyetle ancak üçte birini bırakabilir. Allah'a emanet olun.
Esasen kadınla erkeğin namazı aynıdır. Sadece kadının fıtratı gereği ortaya çıkabilecek bazı farklılıklardan söz edilebilir. Rukûde kadının erkeğe göre daha az eğilmesi, tahiyyata otururken daha rahat oturmasını örnek olarak verebiliriz.
Müslüman, iman ettikten sonra dininden istediğini alıp istemediğini bırakma hakkına sahip olmaz. Din, olduğu gibi yaşanır; buna da dindarlık denir. Ancak mü’min, yaşadığı hayatın, elindeki imkânların zorlaması ile dininden bazı emirleri veya yeri gelir hiçbirini yerine getiremez. Kalbi, onları yapmak için hareketlenirken bedeni buna fırsat bulamaz. Böyle durumlarda mü’min, dininden taviz vermiş olmaz. Çünkü Allah, neyi neden yapmadığımızı görmektedir. Eli kolu bağlı bir Müslüman, yapamadıkları için vebale girmez. Mesele budur.
Meselemiz TOKİ veya başka bir müteahhit meselesi değildir. Mesele faize bulaşmak veya bulaşmamak meselesidir. Buna bakarak karar verebilirsiniz. Allah'a emanet olunuz.
İnsanların kendi kanaatlerini din olarak belirtmeleri doğru değildir. Eğer bir konuda eski ulemanın farklı görüşleri varsa, biz o görüşlerden birini dinin en son emri gibi almamız çok doğru olmaz. Ölünün arkasından ona kendi yaptıklarının ulaşabileceği, başkalarının gönderdiğinin ise bir umut olduğu doğrudur. Bunun ötesindekiler sadece tartışmadan ibarettir. Allah’a emanet olunuz.