Fetva Meclisi
Soru
Hocam, oyunlarda karşımızda gerçek bir kişi yokken yani sadece bilgisayara karşı oynadığımız offline bir oyunda hile yapmak günah mıdır? Online bir oyunda hile yapılması, gerçek oyuncuların hakkına girmek olacağından kul hakkı doğurabilir, bu da günah olur. Ancak offline oyunlarda karşımızda gerçek bir kişi olmadığı için kul hakkı veya günah durumu söz konusu olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Hilesiz oyun oynamak, sabır ve emeğin kıymetini öğretir. Oyun bile olsa helal ve haram çizgisine dikkat eden bir mümin, Allah katında büyük bir incelik sahibidir. Hileye gerek kalmadan kazandığın şey hem vicdanını rahatlatır hem de karakterini geliştirir. Allah seni doğrulukla, dikkatle ve ahlâkla yaşamaya muvaffak kılsın. Oyun gibi masum görünen alanlarda bile “helale harama dikkat eden” gençler ümmetin umududur. Rabbim seni o güzel gençlerden eylesin.
Bu çağın önümüze getirdiği elektronik oyunların hayatımızda ciddi bir yer işgal ettiği açıkça görülmektedir. Küçük bebeklerden aile reisi insanlara kadar bir hastalık boyutunda toplumu etkisi altına alan salgına dönmüştür ne yazık ki. Uzun zaman geçmeden eşler arasında ayrılma nedenlerinde ilk sıralara bile taşınabilir diye endişelerimiz yok değildir. Bu tür oyunlar için söylenecek ilk söz mübah olmasıdır. Mübah, farz değil haram değil demektir. Yani serbest bir konudur. Bu temel kuraldan sonra ayrıntılara göre bu oyunların hükmü de değişebilir: • Zarar ve fesat kavramı devreye girdiğinde bu oyunlar için sakınca da devreye girer. Söz konusu “zarar”, ekonomik, dini, ahlâki veya sağlıkla ilgili olabilir. Hangisi olursa olsun zarar veren giderilir. Kural böyledir. • Bu konuda karar verileceği zaman genel duruma bakılır. Mesela genel olarak sakıncasız ama bir iki kişinin oynamasında bir sakınca var diye, umumi bir yasak olmaz. Aynı şekilde, genelde zararlı ama bir iki genç o oyunları yararlı işlerde değerlendiriyor diye de müspet bir karar verilemez. Karar yoğunluğa göre verilir. • Söz konusu oyunlar akidemiz açısından zarar veriyorsa mesela kâfirlerin sempatik olmalarını sağlıyorsa, onların dinlerinin veya sistemlerinin reklamını yapıyorsa, haramlardan bir haramı göz önüne çıkarıyorsa; ahlâk erimesine neden oluyorsa; avret teşhiri, kadın erkek avreti hassasiyetini yıpratmaya neden oluyorsa; öğrencilerin derslerini, iş sahiplerinin işlerini etkiliyorsa; sağlık açısından sakıncalar oluşturuyorsa, insanların akıllarını donduruyorsa; mal israfı nedeni oluyorsa; aile düzeni açısından risk oluşturuyorsa… Bu oyunların oynanmasına haram bile diyebiliriz. Bunun dışında genel hüküm mübah olmalarıdır.
Fıkhın en önemli kurallarından biri şudur: Harama götüren şey de o haram gibidir. Eğer önümüzdeki iş bir haramı direkt veya dolaylı olarak işin sonunda davet ediyorsa ona da haram muamelesi yapılmaktadır. Gözle yabancı bir kadına bakmanın zina sayılmasının nedeni de budur. Aslında gözle zina yapılması mümkün olmadığı halde zina, önce bakma ile başlayan bir süreçten ürediği için gözle bakmaya da ağır bir hüküm verilmiştir. Allah Teala takva ile yaşamayı hepimize kolay kılsın.
Bir oyuna para yatırılıyor ve kazanan para ya da başka bir ikramiye alıyorsa o oyun kumardır. Asla oynanması caiz değildir. İster telefonla olsun ister bir oyun merkezinde olsun hüküm böyledir. Bir para yatırılmıyor ve karşılık beklenmiyorsa o zaman haram görüntüleri olmayan, dine imana hakaret içermeyen ve oynayanını asıl görevlerini ihmal etmesine sebep olmayan oyun haramdır demeyiz. Yine de oyun oynamayı mü'min kendine yakıştırmamalıdır, bunu biliniz.
Sosyal medya terimi, bireylerin bire bir, bire çok ve çoktan çoğa iletişim kurmasını sağlayan teknolojiler, platformlar ve hizmetleri ifade eder. (İletişim Başkanlığı, SMKK, 28) Hayatın bir gerçeği olan ve iletişimi son derece güçlendirip çeşitlendiren sosyal medya platformlarının olumlu tarafları yanında kullanılma amacına göre bazı olumsuz tarafları da bulunmaktadır. Gelişen teknolojik imkânlar, dinin emir ve yasakları çerçevesinde en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Gerçek hayatta olduğu gibi sanal mecralarda da birtakım hak ve sorumluluklar söz konusudur. Bu bağlamda sosyal medya platformları kullanılırken aşağıdaki hususlara riayet edilmesi gerekir: 1. İslâm inanç esaslarını ve değerlerini inkâr eden, alaya alan; Allah’a ortak koşma, batıl dinleri övme ve onaylama, bu dinlere ait sembolleri şirin gösterme gibi tevhit inancına aykırı olan paylaşımlar yapmamak, bu gibi paylaşımlar yapan hesapları takip etmemek ve bu hesaplara üye olmamak, 2. Faiz, içki, kumar, yalan, zina, müstehcenlik, eşcinsellik gibi haram unsurlar barındıran veya teşvik eden paylaşımlar yapmamak, bu tür paylaşımlar üzerinden kazanç elde etmemek, bu gibi paylaşımlar yapan hesapları takip etmemek ve bu hesaplara üye olmamak, 3. Dinen haram kılınmış olan sihir, büyü, falcılık vb. iddialarla insanları kandırmaya çalışan hesaplardan uzak durmak, 4. Dinî ve millî değerlere açıkça hakaret eden, toplumun mukaddesatını hedef alan ve rencide eden, suç unsuru barındıran paylaşımları ilgili mercilere şikâyet etmek ve yasal sınırlar içerisinde gerekli tepkiyi göstermek, 5. Tesettür kurallarına ve kadın-erkek ilişkilerindeki İslâmî ölçüye riayet etmek, 6. Konuşma ve yazışmalarda edep ve ahlak kurallarına uygun dil kullanmak, 7. Bilgi, beden, mesken ve aile mahremiyetini ihlal etmemek, 8. Dinimizce yasaklananı gösteriş, riya, iftira, gıybet ve tecessüs gibi fiillerden uzak durmak, 9. Sahte hesaplar açmak suretiyle veya birtakım teknolojik hileler aracılığıyla insanları aldatmamak, 10. Maddî çıkar elde etmek, toplum üzerinde nüfuz sağlamak ve takipçi sayısını artırmak gibi amaçlarla dinî ve millî değer ve kavramları istismar etmemek, 11. Beğeni, takip, yorum ve mesajlaşma gibi tüm işlemlerin sorumluluk doğurduğu bilincinde olmak, 12. Bilgi içerikli paylaşımlarda bilginin doğru ve güvenilir olduğundan emin olmak, 13. Kul, kamu ve telif haklarına riayet etmek, 14. İbadetleri ve diğer sorumlulukları aksatacak şekilde sosyal medyada zaman harcamamak. Netice itibarıyla Müslüman, kulluk vazifesinde sanal ve gerçek gibi bir ayrım olmadığının idrakinde olmalı ve yapıp ettikleri gibi beğenip paylaştıklarından da sorumlu olduğunu unutmamalıdır.
Allah’ın haram ettiği ve temiz insan fıtratının çirkin gördüğü işleri yapanların yaptıklarını kendilerinin veya başkalarının gizlemesi bir din ilkesidir. Dinimiz çirkinliklerin Müslüman bir toplumda yapılması ve yayılmasına karşı tedbirler getirmiştir. Müslüman bir toplumda işlenen bir haram ve o haramın gündem olması çok farklı şeyler değildir. Bugün yaşadığımız toplumlarda haramların güç kazanmış olması, kimi zamanlarda haram ve çirkinliklerin temiz işlerden daha değerli gibi gösterilmesi sonucu birdenbire oluşmamıştır. Önce işlenmesine ses çıkarılmaması ardından da yerilmek için bile olsa teşhir edilmesi bir nevi reklamının yapılır olmasını sağlamıştır. Konuşula konuşula benimsenmesine yol açılmış oldu. Çirkin ve ayıp iken ona da yer verilebilir bir hava oluşmuştur. Dinimizin emri insanın kendisini kötülükleri ile teşhir etmemesidir. Mü'min de diğer mü'mini teşhir etmeyecektir. Bu nedenle fakihler cezası olan bir suçu işleyeni görenin şahitlik yapması caiz olduğu gibi kul hakkı üzerine olmayan konularda örtmesinin daha değerli olacağını söylemişlerdir. İşlenmiş haramların gizlenmemesi, Allah’a karşı cüretin zamana yayılmış şekliyle de olsa güçlenmesi demektir. Bir başka risk de teşhirle beraber insanlardaki hayânın erimesidir. Hayânın eridiği bir toplumda ezanların yükselmesi o toplumu ahlâk ve dininde sabit bir toplum yapmaya yetmeyecektir. Bir zaman sonra insanların işledikleri günahları bir övgü vesilesi gibi anlattıklarına şahit olunabilmektedir. Çok önemli bir husus da şudur: İnsanın işlediği günahın gizli kalması tevbe edip kendini düzeltmesi için daha uygun bir ortamdır. Günahı teşhir olmuş biri için tevbe uzak daldaki bir meyve gibi kalabilir. Şeytanın bir günahın daha fazla yayılması için uğraştığı bu dünyada bizim hedefimizin günahların hiç işlenmemesi olsa da bari bir günah daha az bilinsin olması gerekiyor. Bu yüzden de Müslüman’ın hatasını örtmeye büyük bir sevap vaat edilmiştir. İnsanların gizli hatalarını araştırıp bulmak kişilik zafiyeti olarak görülmüştür. Günahların konuşulması ve teşhirinde sakınca görmemek, bir dini zafiyettir. Maslahat ve mefsedet yani kâr zarar dengesi bilmemektir. Hataların teşhiri ile uğraşmak, kindarlık, hırs, rekabetten sıyrılamama, başkaları üzerinden yükselme ve acelecilik gibi zafiyetlerin beslediği tutumlardır. İnsanların hatalarını teşhir beraberinde gıybeti getirecektir, toplum ahlakını eritecektir, haklının ve doğrunun kati olmadığı alanlarda söz söylemeye sebep olacaktır. Bunlar da bir helalleşme gerektiren kul haklarıdır. Elbette fasıklığını teşhir eden ve reklamını yapan için bu kurallar söz konusu değildir.
bilgisayar oyunu konusundaki diğer fetvalar
Hanefi mezhebi alimleri menfaatler üzerinden ticareti uygun bulmazlar. Bu da menfaati satmak olduğu için caiz sayılmaz. Diğer mezheplere göre ise haram bir oyun değilse caiz olabilir. Tamamen hayal ürünü olan bir oyunun satılması ise olmayanı satmak olacağı için her türlü caiz olmaz.
Oyun oynamak genel kurallar itibariyle mubahtır. Mubah demek ortada bir günah veya sevap olmadan yapılabilen bir şey demektir. Oyunun her çeşidi de böyledir. Mubah olan oyun batıla hizmet ettiriyorsa, ibadetleri ihmal ettiriyorsa, insani ve zorunlu görevleri ihmal ettiriyorsa, sağlık açısından risk oluşturuyorsa, kumar gibi bir harama sevk ettiriyorsa, avret teşhiri ve izlemesi gibi bir çirkinliğe sebep oluyorsa böyle bir drumda dijital veya genel oyunlar mubah olmaktan haram olmaya geçer, yapılması da caiz olmaz.
Oyun zaten adı üstünde oyun; geneli sakıncalı ve caiz olmayanlardan oluşmaktadır. Ne kadar helal olacak ki bir de üzerine yalan ve aldatma getirilince helal olabilişin. Bu işlem tam anlamıyla bir hile üzerine kuruludur veya hile karıştırılmıştır. Söylenebilecek en kolay söz, haramın tonunun ağırlaştırılmış olması şeklindedir.
Sadece oyun üretmek ve satmak kazancı haram kılmaz. Oyunun içeriğinde Şeriatımıza aykırı bir şey bulunması veya yaygın olarak insanların o oyunla iman, ibadet ve sosyal sorumluluklarından uzak kalmaları gibi bir sonuç oluşuyorsa oyun sakıncalıdır deriz. Bizim şahsi kanaatimiz için bu dijital oyunların bir nesli dininden ve insanlığından uzaklaştırmanın ana figürlerinden biri olduğu için caiz olmayacağı şeklindedir.
İki veya daha çok kişinin bir bedel koyup karşılığında kazanma ihtimali için oynanan oyun olduktan sonra kumar kumardır. Köyde çakıl taşları ile oynanması ile özel makinelerle oynanması arasında fark yoktur. Elektronik sistemler ve cihazlar bu haramı daha kolay ve cazip hale getirdiği için haramlığı ve tehlikesi de daha büyük olmuştur. Normal kumar hangi zararı veriyorsa modern kumar kat kat onu vermektedir. Daha kolay ulaşılan, daha kolay oynanan elektronik kumar aileyi ve toplumu daha çabuk ifsat etmektedir. Kısa zamanda bağımlılık yapması da bunun göstergesidir. Büyükler, gençler hatta çocuklar bu illete dalıp gitmektedirler. Kumar oynayanların bir mekânda toplanıp oynamaları ile birinin bir kıtada diğerinin öbür kıtada olması da aynıdır. Bu kumar türünü daha sakıncalı hale getiren farklılıklardan biri de uluslararası şer şirketlerinin insanları sömürmesi ve sömürdüklerini insanlığın ifsadı için kullanmalarının daha yoğun olmasıdır. Gerçek bir para veya mal alıp verme şeklinde yapılmıyor olsa bile elektronik oyunların kumara benzeyen şekillerinden kesinlikle uzak durulmalıdır. Yarının açık bağımlılığı ve haramını bugünden hazırlayan ve kolaylaştıran bir oyun da haram kabul edilmelidir.