Fetva Meclisi
Soru
Eşim ve ben ikimiz de çalıştığımızdan dolayı son üç yıldır ayrı ayrı kurbana ortak oluyoruz. Fakirlere ve evimize olmak üzere ayırdıktan sonra akrabada kesmeyen olduğundan onlara paylarını çok veriyoruz. Yani fakirlere verdiğimiz paylardan daha çok oluyor onların payı. Bunda bir sakınca var mıdır? Bir de annemlere ve kayınvalidemlere de veriyoruz. İhtiyaçları yok ama verince mutlu oluyorlar ve kendileri de zaman zaman istiyorlar. Bu durum caiz olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bu şekilde bir kurbanda sakınca yoktur. Allah kabul etsin.
Bekâr ve ailenizle yaşıyor olmanız namazınızı farklı yapmadığı gibi kurban görevinizi de farklı yapmaz. Herkes gibi siz de varlığınız varsa keseceksiniz. Bugünkü kurlar üzerinden yaklaşık olarak 32 bir lira veya muadili bir kenarda paranız varsa kurban keseceksiniz. Ya da kimde varsa o kesecek. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Hayır, size kurban kesmek vacip ise kurban kesecek veya kestireceksiniz. Bir hayır kurumuna vererek kurban kestirin.
Selamünaleyküm. Bu şekilde ortak bütçe yerine herkesin parasını ayırın. Masrafları ortak yapın ama kimin ne kadar parası var bilinsin. Kurbanı iki adet kesebilirsiniz; aynı bütçeden iki kurban parası çıkmasında sakınca yoktur. Önemli olan niyetin iki kişi adına olması ve her birinizin kurban kesmeye niyet etmesidir.
Mü'min olduğuna inandığımız sürece vermemizde sakınca yoktur, vermeliyiz de. Hatta mü'min olmayanlara bile verebiliriz. 'En iyisini' tercih sürecimizi oluşturalım yeter.
Bütün kazancı o işten ise yani hiç helal kazancı yoksa onunla ortak olmamanızı tavsiye ederiz.
aile konusundaki diğer fetvalar
Nikâhla ilgili bir sıkıntı göremedim. Allah mübarek etsin. Bundan sonrasına dikkat ediniz.
Annene inat gidiyor gibi bir görüntü vermeden gidebilirsin. Özellikle halan ve amcanlar yani birinci dereceden akraban olanlar sılayırahim bakımından önemlidirler. Onlara git. Gidince fazla kalma, gelince de tartışma ortamından uzak dur. Geçiştirici cevaplarla ortamı yumuşatmaya çalış. Ve giderken niyetin Allah rızası olsun ki akıbetin hayrolsun.
Bir aile psikoloğuna git. O seni dinlesin. Sana sen haksızsın, kendini şöyle düzelt derse dediğini yaparsın. Eşini getir onunla konuşayım derse ve o gitmezse o zaman sen haklı olursun. Aile büyüklerine durumu anlat. Onlar çözemezse devletten yardım iste. Bu arada fevri davranmamış olmak için bu dediğimi yap. Bir psikologla görüş. Aile büyüklerin devrede olsun. Sana yaptığının fevrilik veya duygusallık ya da kaçamak oynamak olmadığını söylesinler. Ondan sonra boşanmayı istemen vebal olmaz biiznillah.
Bütün zamanlarda ve bütün mekânlarda MÜMİN OLARAK YAŞAYIP ÖLMEK erkek ve kadın her insanın birinci görevidir. Yaşadığımız hayatı ne kadar mümince yaşadığımızı sürekli test etmeye mecburuz. Bu mümince kelimesinin hakkını vermeden yapacağımız işlerin Allah katında bir değeri olmayacaktır. Bu barajdan sonra erkekler ve kadınlara göre, evlilere bekârlara göre, anne olanlara olmayanlara göre, zenginlere fakirlere göre diye bir tasnif yapabiliriz. Neyi ne kadar yapabileceğimizi biz takdir edebiliriz. Allah Teâlâ da zaten bilmektedir. Kabiliyetlerimiz, önümüzdeki fırsatlar, engeller toplanıp bir ortalama bulunarak neler yapabileceğimizi belirleriz. Mümin hanım kardeşlerimiz için şöyle bir planlamayı teklif edebilirim: 1- Bu zaman, herkesin öncelikle kendi imanını ve iffetini koruma zamanıdır. O kadar ki, her mümin erkek ve kadın, “ben de gidersem din gider” demelidir. Gerçekten de durum bu ince çizgiye kadar yanaşmıştır. Allah yardımcımız olsun. Önce imanımız ve iffetimiz, kendimiz. Önce bu. 2- İkinci olarak da kabiliyetlerimizi, fırsatları, yaşadığımız ortamı, aile yapımızı, siyasi konumu ve benzeri özel şartları tespit edip ne yapabileceğimizi belirleriz. Bu belirleme de, biz ve en yakınımızdan itibaren çevremize, şehrimize, ülkemize ve dünyaya doğru olmalıdır. İhmal edilmiş çocukların annelerinin hangi annenin çocuğuna hayrı dokunur acaba? Çocuklarımız, eşlerimiz, akrabalarımız, mahallemiz ve dünyamız... Sıralamaya dikkat edilmelidir. 3- Biz kuluz, kul da acizdir. Takatımız bir "hiç" niteliğindedir. Allah yardım ederse, bereket verirse bir şeyler yapabiliriz. Onun yardımını hak etmek diye bir derdimiz olmalıdır. İhlaslı, Şeriat'a uygun, istişareli işler yapmak gerekiyor. Mum gibi ışık verirken erimeden, güneş gibi enerji yitirmeden aydınlatmak gerekiyor. Kuluz, sabırdan ve duadan başka bir silahımız da yoktur. Hüküm Allah’ındır, bereket onun elindedir. 4- Kadın fitnesinin en hassas boyutu tam anlamı ile bir KADIN EKSİKLİĞİ olarak yansımıştır günümüze. Ortada bir kadın eksikliği vardır ne yazık ki! Buradaki eksiklik, kimilerine göre okumuş kadın, siyasetteki kadın, memur kadın, ticarette ve sanayide istihdam edilen kadındır ama ben onu kastetmiyorum. ANNE KADIN eksikliği vardır. Anaokulları yerine kendileri okullaşmış anneler eksiktir. Bu sözlerden kadınlarımız inciniyorlar ama sabrı tükenmiş, çocuğundan çok arkadaşlarının ne diyeceğine endişelenen anneler, anneliği eksik bırakan kadınlardır. Anne eksikliğinin git gide artacağı da açıktır. Gelecek kuşaklar tam anlamı ile ANNE KADIN eksikliği yaşayacaklardır. Çarşılarda ve farklı arenalarda heba edilen anneler, insanlığın kaybıdır aslında. Aynı zamanda EŞ KADIN da kayıplar arasındadır. Erkekle boş yarışına girmiş kadın, kendini kaybettiği gibi erkeği de uçurumlara itmiştir. Kadın, iki asırdır hakkını ararken avucuna konan hakların yerine şahsiyetini vermiştir. Kadın, çalışan, çalıştırılan, sömürülen olmuştur. Son zamanlarda kadının sırf "siyasete oy kazandırması" uğruna her dediğinin yapılması, en azından bir ilahiyat fakültesine gönderilmesi ve memurluğa tatlandırılması gelecekteki riski kaldırmıyor. Bu hakikati dile getirenler linç ediliyor olabilirler. Yarından daha yakın bir zamanda herkes gerçeği görecektir ama zamanı geçmiş gerçeklerin bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle mümin kadınların en önemli işlerinden biri, kadını mecrasına oturtmak olmalıdır. Allah yardımcımız olsun.
Şu kâinatta senin asla ikinci bir annen olmayacak. Milyonlarca eş adayın ise seni bekliyor olacak.
Ortada bir kaçak iş yani nikâhı suistimal gibi durum yoksa tek evde yaşamamanın evliliğe zararı yoktur. Evlilik yani nikâh devam eder. Ailenin sağlıklı yürümesi açısından sıkıntı olabilir.