Fetva Meclisi
Soru
Birisinden alacağım vardı. Ödemedi. Mahkemeye vermek zorunda kaldım. Mahkeme masraflarını ondan tahsil etsem alacağım fazlalık faiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Alacağınız olan miktara ilave yapmanız caiz olmaz. Alacağınızı tahsil etmek için yaptığınız, avukat masrafı, mahkeme harcı gibi ilave masrafları borçludan tahsil edebilirsiniz. Mahkemenin size takdir ettiği ilave rakamdan bunları alabilirsiniz.
Faiz olan bölümünü, mahkeme masrafı yaptı iseniz ona verin, o gecikme size özellikle bir harcama yaptırdı ise ona da harcayın. Gerisini de bir vakfa veya fakire verin.
Bizim itikadımızda borç, bir iyiliktir. O iyiliğin karşılığı da Allah’ın sevabı olacaktır. İyilik yapmanın yük getirmesi karşılığı Allah’ın sevabı olduktan sonra dert olmaz. Böyle görmeliyiz. Zamanla ortayı çıkan yıpranmanın kapatılması için fark talep edilmesi faiz dediğimiz illettir. Faiz en büyük haramlardan biridir. Mü'min asla faize yanaşamaz. Ortada bir pazarlık ve beklenti yokken, parayı kullanan taraf ana borcu ödedikten sonra bir ikram niteliğinde karşı tarafa fazladan ödeme yaparsa bu faiz olmaz, helaldir.
Bu konuyu şöyle değerlendirebiliriz: Para, döviz ve altın gümüş gibi değerler üzerinden oluşan borçlar borcun tahakkuk ettiği rakam kadarı ile iade edilir. Üzerinden zaman geçmesi, paranın değer kaybetmesi, kazanç kaybına neden olması gibi sebeplerle borca ilave yapılmaz. FIKIHTAKİ GENEL KURAL BU ŞEKİLDEDİR. Alacaklının bir talebi olmadan borçlu kendiliğinden farklı ödeme yapabilir. Bin olan borcunu mesela bin yüz olarak ödemesi, önceden bir sözleşme maddesi olmadığı ve alacaklı da böyle bir istekte bulunmadığı için caiz bir ilavedir. Para ile oluşan borçların tahsil vaktinde paranın değer kaybetmesi durumunda ise bu kayıp üçte birden daha az bir kayıp ise ödeme aynı rakamlar üzerinden yapılmalıdır. Üçte birden daha yüksek oranda bir değer kaybı oluştu ise muasır âlimlerden bazıları sabit bir değer üzerinden (mesela altın) paranın değer kaybı hesaplanıp borç ödenebilir demişlerdir. Alacaklı ve borçlu kendi aralarında bir sulh da yapabilirler. Borçlu daralmış ise veya ödeme imkânı tıkanmış birisi ise ona mühlet verilmesi Kur'an’ımızın emirlerindendir. Buna dikkat edilmelidir. Ancak nakdi bulanmayan fakat gayrimenkulleri ve benzeri yatırımları bulunan birinin darda kaldığı kabul edilemez. Altın ve gümüş için b maddesindeki kural uygulanamaz. Altın ve gümüş ile oluşan borçlarda borç ne ise o ödenir. Borç ilişkilerinde sözleşmeye GECİKME DURUMUNDA FARK gibi bir cezai müeyyide konması caiz değildir. İş üzerinden yapılan sözleşmelerde ise iş gecikmesine karşı CEZAİ MÜEYYİDE konabilir. Borçlarda sözleşme yapılırken nakit üzerinden bir rakam borç olarak sabit olduğu hâlde borcun enflasyon oranlarına, altın ve gümüşe, başka bir dövize, ödeme zamanındaki faiz oranlarına, milli gelir rakamlarına bağlanamaz. Ödenmesi geciktirilen borçların tahsili için yapılan bütün masraflar borçludan tahsil edilebilir. Borç davalarına bakan mahkemelerin alacaklı lehine borca ilave ettiği faiz miktarından alacaklının yaptığı masraflar düşülebilir. Geri kalanının da bir hayır kurumuna ya da fakire verilmesi tavsiye edilmelidir. Mahkemeler faizle tahsilat yapıyor gerekçesi ile alacakların mahkemeye verilmemesi yerine hukuk özellikle bu maksatla kullanılmalıdır. Böylece faizli işlemden uzak duran Müslümanların alacaklarını ödememe gibi temayüle fırsat açılmamış olur. Ödenemeyen bir borcun tahsili için, yeni bir ticari sözleşme yapılıp o yeni işin fiyatı (bir tür eski borçtaki zararı kapatmak için) normalden daha pahalı akdedilse bir sakınca olmaz. Geciken ödemelerden ötürü borçlunun alacaklıya mesela bir arsa vermesi caiz olabilir.
Borca sözleşme anında veya daha sonra getirilen her ilave faizdir ve caiz değildir. Borç işlemi bir masrafı gerektiriyorsa o masrafın makul olması şartı ile tahsil edilmesi ise faiz olmaz. Bankaların dosya masrafı dedikleri de buna dahil olabilir. Talep edebilecekleri faizi helal göstermek için ‘dosya masrafı’nın içine katmaları ise işlemi faizli ve haram duruma getirir. Makul düzeydeki dosya masrafı caizlik sınırları içinde kalır. Buradaki makul olmayı takdir etmek de aynı işlemin faizli bir borca dönüşmesi durumundaki muhtemel rakamlarla karşılaştırılarak veya uzmanların görüşü alınarak belirlenebilir. Bütün bunlar faizle işlem yapmayan bankalar içindir. Banka zaten faizli bir banka ise onun kapısından girmek başka bir problem olarak görülmelidir.
Ne yazık ki şimdiki hayat anlayışımız böyle oldu. Bunun aslı ise başkadır. Seleften nakledilen tatlı bir notu unutmamanızı tavsiye ederiz: “Biz, paramızı kendimizin saymazdık. Bu düzeyi kaybettik de kardeşlerimizi tercih etme düzeyi kaldı. Onu da kaybettik, bir tek borç verebilme düzeyimiz kaldı.” Şimdiki anlayışla ilk nesillerin anlayışı arasında büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bu nesilde borç verme bile kalmadı denebilir. Borç vermek bir ibadettir. Karşılığı Allah’tan sevap olarak beklenir. Bu yüzden de borç vermenin hükmü incelenirken denir ki: - Normalde borç vermek müstehaptır. - Acil bir afet yaşayana vermek farz olabilir. - Haram bir işte kullanacağını bildiği kimseye vermek haram olur. - İsraf edeceğini bildiği kimseye vermek ise mekruh olur. Görülüyor ki borç vermek bir hüküm ağı içerisinde durmaktadır. Bu da ne kadar önemli bir ibadet niteliği taşıdığını gösterir. Evet, borç almak mübah olsa da neticede bir dert ve sıkıntı yumağı olduğu için uzak durulması evladır ama insanoğlunun bin bir hâli var, istemeye istemeye borç alabilir bir insan. Borç, verildiği gibi ve oranı aynı olarak geri alınmalıdır. Mesela yüz veren yüz bir istemeyecek. Faizli bir bankanın borç vermesi ile mü'min bir kardeşin borç vermesi arasında fark olmalıdır. Bu borç olduğu gibi geri alınmalıdır kuralına söz konusu verilen paraya ilave yapmamak dahil olduğu gibi ek bir menfaat istememek de dahildir. Örnek olarak şunu zikredebiliriz: Borç karşılığında evinde bir yıl kira ödemeden oturma şartı bir faizdir, haramdır. Ya da borç karşılığında kirayı normalin üstünde tutmasını istemek fazlalıktır, caiz değildir. Borç, daralmış birine iyilik yapmaktır. Karşılığı alınarak yapılan iyilik, iyilik değildir. Bu nedenle âlimler bir borç ilişkisinin ardından borçlunun hediye vermesini bile şüpheli bir durum olarak görmüşlerdir. Borç ilişkisinden önce söz konusu olmayan hediyeleşmenin borçla beraber ve borç dururken ortaya çıkması borcun menfaat getirmesidir, caiz olmaz. Müslüman insanın, borcuna sadık kalması ve borç verenin yaptığı iyiliğe pişman etmemesi ahirete de taalluk eden ağır meselelerden biridir. Borç varken yani kul hakkı varken cennet çok uzaklarda durur, her mü'min bunu böyle itikat etmektedir. Bu sebeple borcu vaktinde ödemek dinin emridir. Buna ilave olarak şunu da zikredebiliriz: Borç alınırken gündem olmadığı hâlde, borçlu aldığı borcu iade ederken bir miktar fazlalık verse mesela aldığı yüz lirayı yüz beş lira olarak verse bu faiz değildir. Bu iki mü'min arasında bir hediyeleşmedir. Alacaklının da böyle bir beklentisi yoktu zaten. İnsanlar arasında da böyle bir teamül yoktur. Bu bir teşekkür tarzıdır ve caizdir.
faiz konusundaki diğer fetvalar
Kredi kartı bir ödeme aracı olarak kullanılabilir. Onunla kurban da alınabilir. Faizli bir şekilde taksitlendirme yapan bir kart ise zaten kullanılması haramdır. Onunla tuvalet ücreti bile ödenmez.
Selamünaleyküm. Bir hanım kız olarak sen babanın malının sakıncalı olmasından sorumlu olmazsın. Beğenerek ve razı olarak onun malından alıp yeme, biiznillah mesul olmazsın.
Faiz haramdır. Bizim cebimizden çıkacak mesela on lira, faiz parası geldiğinde çıkmayacak ise biz sadece kendimizi aldatmış oluruz. Hayır, hayvanlara yem almayacaktık da faiz parası bulunca onunla sokak kedilerine mama alacaksak belki bu olabilir.
Ne demek affeder mi? Allah'tan başka kullarını affeden var mı? Kullarının tevbe etmesinden onun gibi razı olan var mı? Siz yeter ki tevbe edin, kullarını çokça affeden, rahmeti her şeyi kuşatan bir Rabbimiz var bizim. Tevbe edin. Tekrarını yapmamaya azimli olun. Gerisini de ona bırakın. Tevbeniz size kutlu olsun.
Bu, sizin isteğiniz ve izninizle olan bir şey olmadıkça biiznillah vebal olmaz. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Rızanız olmasın faize. Sözünüzün dinlenmeyeceğini iyice anlarsanız hissenizi alın ve farklı bir iş yapın. Allah’ın mülkü geniştir.