İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, anne tarafımda bir miras davası var ve dayılarım annemle teyzeme İslam’a göre size düşük verilecek diyorlar. Annem ve teyzemler ise hukukun verdiği hakkı istiyorlar. Doğru olan hangisidir?

Cevap

Allah’ın verdiğini değil devletin verdiğini alacağını söyleyen reddederken Allah’ın rızasını da reddetmiş olur. Bunun sonu da ateştir. Kim ateşe dayanabiliyorsa dilediğini yapsın. Dayınız neticede devletin verdiğini alsın. Gerisini de onlara helal etmezse herkes akıbetini hazırlamış olur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir hile yapılmış ve erkek çocuk kollanmış ise kesinlikle bunu yapan dedeniz vebal altında kalmıştır ve işlediği günahın hesabını verecektir. Erkek çocuklarının kız kardeşlerinin hakkını vererek babalarına yardım etmelidirler. Dayın, “sizin payınızı şeriata göre vereceğiz” demekle bir hakkı kabul etmiş olmaktadır. Bu hakkı vermelidirler. Yalnız bu cevap, tapular verilirken bir kaçırma yapılması üzerine kuruludur. Mahkeme şeriatın takdirinden fazlasını verecek olursa o fazlalık da teyzelerine helal olmaz.

Hocam anneannem ve dedem vefat etti. Dedem, hayattayken tüm mirasını (tarlaların
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir annenin çocuklarına mirastaki haklarından vazgeçmesini emretme hakkı yoktur. Böyle bir talep de bulunur çocuk da itaat etmezse çocuk için anneye asi olmak gibi bir günah olmaz. Nezaketinizi ve saygınızı bozmadan annenizin bu talebini reddedin. Diğer evlatlık hukukunu hakkıyla işletin.

Hocam, babam öldü. Babamdan kalan mirası bölüşeceğimiz zaman annem sen hak istem
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Prensip olarak Mü'min bir insana kâfir bir insan mirasçı olamaz. Eş ve kızlar Müslüman olmadıklarına göre onlar miras almayacaklardır. Anne %33,333, bir kız çocuğu var sayarak % 50 ve bir amca var sayarak % 16,667 şeklinde taksim yapılır. Ayrıntılar için herkesin bulunduğu bir liste ile incelememiz gerekir.

Hocam hayırlı çalışmalar. Size bir sorum vardı. Bir erkek vefat etti. Bunun anne
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ölenin ardından mirasının dağıtılması Allah’ın emridir. Anne Allah’ın emrine aykırı bir talepte bulunamaz. Dolayısıyla bir çocuğun babasının mirasını istemesi anneye saygısızlık değildir. Elbette bu isteği yaparken kabalık ve kırıcı tarz sahibi olmamak gerekir. Neticede karşınızdaki annenizdir, bunu unutmayın.

Hocam benim babam öldü, annem mirasın dağıtılmasına karşı çıkıyor. Benden sonra
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda siz, sadece bildiğiniz doğru olanı söylemekle yükümlüsünüz. Gerisi onlara kalmıştır. Siz, payınıza düşeni eksik almış olursunuz ama ahirette mesuliyetten kurtulursunuz.

Anneme, babasından miras kaldı. Annemin iki erkek kardeşi var. Mirasta erkekleri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah annenize rahmet etsin, size de sabırlar ihsan etsin. Babanızın durumunun iyi olması mirastan pay almasını değiştirmiyor. Onun feragat etmesi dışında hakkı haktır. Soruda erkek kardeşten söz etmiyorsunuz. Bu nedenle size iki türlü cevap vereceğiz. Erkek kardeşiniz varsa o, yüzde 37,5, kızlar yüzde 37,5 aranızda bölüşeceksiniz. Babanız da yüzde yirmi beş alacak. Erkek kardeş yoksa babanız yüzde yirmi beşi alacak, gerisini siz kızlar bölüşeceksiniz.

Hocam annemi yıllar evvel kaybettik ve aldığımız bir miras var. Babam miras bölü

akraba konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bacım, size hasseten aile içi ilişkinizi, eşinizle muhabbeti bu konudan daha önemli görmenizi tavsiye ederim. Şeytanı sevindirecek kıvılcımlar çıkabilir aranızda. O tür ortamlar oluşturan ailelerle ben şahsen mesafeli durulması gerektiği tarafıyım ama belirttiğim gibi aile içinde söz birliği yoksa bu ikinci fitnelere yol açar. Bunu bir tartışma konusu yapmamaya çalışın. Allah yardımcımız olsun. Dinimizin garip olduğu bir zamanda yaşıyoruz.

Hocam, akrabalarımız arasında ateist olduğunu söyleyenler de Allah’a inandığını
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sadece amca, dayı, hala ve teyze gibi birinci dereceden akraba için zorunluluk yüksek düzeyde vardır. Bu konudaki sılayırahim de telefon bağlantısı dâhil pek çok iletişim aracı ile karşılanabilir. Daha geniş bakmaya çalışın konuya.

Hocam biz Almanya’da yaşıyoruz, akrabalarımız ise Türkiye’de yaşıyorlar. Çoğunu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kuzen evli veya bekâr kadın için namahremdir. Namahrem demek, bekâr olmaları durumunda evlenebilecek durumda olmak demektir. Bayramlaşma gibi durumlarda aile şartları bir fitne üretmesin diye uzatmadan, temas etmeden uygun bir kıyafetle bir iki cümle söylenebilir. Daha ötesi olmaz. Eğer kadın gençliği ve benzeri sebeplerle bir fitne şüphesi hissederse bunu da yapmamalıdır.

Hocam erkek kuzenlerimle bayramlaşmam gerekli midir? Bayramda karşılaştığımızda
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanın veya başka birinin bir erkek ya da kızı istemediği biri ile evlendirmekte zorlama hakkı yoktur. Evlilik rıza ile yürür. En baştan istenmeyen bir evlilik muhabbeti olmayan bir evlilik olabilir. Babanın buna hakkı yoktur. Siz, bu hususta babanızı üzmeden nezaketle itiraz edebilirsiniz. Sadece bu nedenle vebale girmezsiniz.

Hocam babam bana istediği bir akraba kızı ile evlendirmek için baskı yapıyor. İt
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Borç vermek müstahab bir ibadettir ve pek sevaplı bir iştir. Kimi durumlarda borç vermek farz bir göreve de dönüşebilir. Senin vereceğin borçla bir sıkıntı kalkacak, bir darlık giderilecekse borç vermek farz olur. Elbette, borç alıp borç verecek birinden söz etmiyoruz. Vermesi durumunda sıkıntıya girmeyecek birine borç vermek farz olur. Aldığı borçla bir mekruh işleyecek olana borç vermek mekruhtur. Aldığıyla haram işleyecek olana da borç vermek haram olur. Belirttiğiniz şekilde nişan için yapılacak harcama için en azından mekruh deriz. Kaldı ki, büyük oranda da israf boyutuyla harama geçmiş olacaklardır. Bu sebeple borç vermemekle hata etmiş olmazsınız. Aranızdaki akrabalık hukukunu zedelemeyecek bir dille borç vermeyebilirsiniz.

Hocam kuzenim kızını evlendirecek. Ekonomik durumları iyi değil. Benim durumumum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle özetleyebiliriz: İyiliği emretmek veya iyiliğe teşvik etmek, öncü olmak ve kötülüğe mani olmak, engellemek dinimizin kati emirlerindendir. Allah Teâlâ’nın “yapın” buyurduğu bizim FARZ olarak bildiğimiz dine ait işlerimizdendir. Dinimizin bu emri bir FARZ-I KİFAYEDİR. Farz-ı kifaye ise bir grubun yerine getirmesi ile diğer Müslümanlardan sorumluluğun kalktığı emirlere denmektedir. Dolayısıyla bir yerdeki günah olan işi filanca kişi engellemeye çalıştı ise Allah’ın emri yerine gelmiştir, oradakilerden kimse günaha girmeyecektir. Hiç kimse o görevi yapmazsa herkes günahtadır. Bu günah da oradakilerin kapasiteleri, yakınlıkları, güçleri ile orantılı olarak onlara yazılır. Elbette bir cami imamının caminin önündeki bir günaha mani olmaması ile caminin öteki sokağında oturan Müslüman’ın mani olmaması arasında sorumluluk oranı açısından fark vardır. Ortadaki bir iyiliği emir/kötülüğü engelleme görevi başkasının yapamayacağı kesinleşip de bir kişinin üzerinde yoğunlaşmış bir göreve dönüşürse onun için FARZ-I AYIN olur. Bizzat onun bu görevi yerine getirmesi gerekir. Âlimlerimiz, böyle bir görevi yerine getirmenin sonucu olarak öldürülme, ağır darbe alma veya hapsedilme gibi bir durum varsa görev yerine getirilmediğinde günaha girilmez demişlerdir. Zannederiz bu yaşadığımız dönem için bu hüküm geçerlidir. Allah yardımcımız olsun. Yapılacak görevin hiçbir işe yaramayacağını kati olarak bilen biri de mi bu görevi yerine getirmelidir sorusuna âlimlerin bir bölümü “evet, öyle bile olsa Allah’ın hükmü yerine getirilmelidir” demişlerdir. Bu da yüksek bir umutla toplumu izleme mantığının bulunması gerektiğini göstermektedir. Özet olarak diyebiliriz ki: Böyle bir görevimiz bulunduğunu, bu görevin cami imamlarına mahsus bizimle ilgisi olmayan bir iş gibi görülemeyeceğini biliyor isek, elimizden geleni de yapıyorsak biiznillah vebalden kurtuluruz.

Hocam iyiliği emretmek kötülüğü engellemek (emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l mün

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.