Fetva Meclisi
Soru
Hocam erkek kuzenlerimle bayramlaşmam gerekli midir? Bayramda karşılaştığımızda kısaca bayramlaşmam caiz midir veya telefonda bayramlaşmam doğru olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Namahrem, bir insanın her ikisi de bekâr olsa evlenmesi caiz olacak derecede akrabası olmayan kişi demektir. Bir kimse ile bekâr olma durumunda evlenmek caiz ise o kimse YABANCI durumundadır. Yabancı ile; - Bedensel temas bir tokalaşma düzeyinde bile olsa, - Bilhassa kadın için bedeninin ayrıntılarına vakıf olma düzeyinde bir göze açılma, gözle izleme, - Zaruri olmayan sözlü muhabbet, - Zaruri niteliği olmayan yazışma caiz değildir. Bu ilkeler sadece ağır zaruretler durumunda ertelenebilir. Bir bayram ziyaretinde 'hoş geldiniz' düzeyinde sözlü bağlantıda sakınca olmayabilir. Özel bir fitne ihtimali varsa bunu da başlatmamak evladır. Okul, üniversite, düğün ve benzeri bir gerekçeyi haramlardan bir haramı gevşetme nedeni yapamayız.
Bekâr olsalar birbirleri ile evlenmeleri caiz olacak insanlar birbirlerinin namahremidirler. Namahrem olanlar bir arada ancak birbirlerini göremeyecek şekilde bulunabilirler. Muhakkak bulunmaları gerekiyorsa sokak kıyafeti niteliğinde bir kıyafetle ve cazibe oluşturmadan bulunabilirler. Kur'an dersi de olsa gerekçe durum böyledir.
Müslüman izzet sahibidir/olmalıdır. Müslüman olmayan ise Müslüman’ın izzetini yok sayan insandır. Bilhassa kadınların izzeti çok önemlidir. Bu önemi takdir edemeyeceği düşünülerek Müslüman olmayan kadının Müslüman kadına karşı "tam bir Müslüman kadın" gibi olmayacağı söylenmiştir. Bu ince çizgiyi anladıktan sonra yazışma boyutunda bir sakınca yoktur.
Kadının evli veya bekâr kendinden yaşça büyük birine “ağabey” diye hitap etmesi bir örf meselesidir, bundan bir sakınca oluşmaz ama kadının mahremi olmayan erkeklerle mesafeli ve vakarlı durması mümin olmasının gereğidir. Bu ayrıntıya dikkat etmeliyiz.
Dinimizde başkasının doğurduğu çocuğu evlat edinmek yoktur. Böyle bir iş yaparsanız eşiniz için ya da sizin için muhakkak sorun olur.
Bayanın tesettürlü olması nikâhın caiz olması için şart değildir. Yani Müslüman bir erkek, açık bir bayanla evlenebilir. Bu fıkhen caizdir. Şunu da belirtelim ki, fıkhen caiz olan bir şey ne kadar tatbik edilebilir onu Müslüman kendisi belirler. İnsanlar, çok iyi tesettürlü ile evleniyorlar da umduklarını bulamıyorlar; öncesinde sıkıntı olan bir evlilik nasıl sürer? Bunu da iyi değerlendirmek gerekir. Allah'a emanet olun.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Allah’ın verdiğini değil devletin verdiğini alacağını söyleyen reddederken Allah’ın rızasını da reddetmiş olur. Bunun sonu da ateştir. Kim ateşe dayanabiliyorsa dilediğini yapsın. Dayınız neticede devletin verdiğini alsın. Gerisini de onlara helal etmezse herkes akıbetini hazırlamış olur.
Bacım, size hasseten aile içi ilişkinizi, eşinizle muhabbeti bu konudan daha önemli görmenizi tavsiye ederim. Şeytanı sevindirecek kıvılcımlar çıkabilir aranızda. O tür ortamlar oluşturan ailelerle ben şahsen mesafeli durulması gerektiği tarafıyım ama belirttiğim gibi aile içinde söz birliği yoksa bu ikinci fitnelere yol açar. Bunu bir tartışma konusu yapmamaya çalışın. Allah yardımcımız olsun. Dinimizin garip olduğu bir zamanda yaşıyoruz.
Sadece amca, dayı, hala ve teyze gibi birinci dereceden akraba için zorunluluk yüksek düzeyde vardır. Bu konudaki sılayırahim de telefon bağlantısı dâhil pek çok iletişim aracı ile karşılanabilir. Daha geniş bakmaya çalışın konuya.
Borç vermek müstahab bir ibadettir ve pek sevaplı bir iştir. Kimi durumlarda borç vermek farz bir göreve de dönüşebilir. Senin vereceğin borçla bir sıkıntı kalkacak, bir darlık giderilecekse borç vermek farz olur. Elbette, borç alıp borç verecek birinden söz etmiyoruz. Vermesi durumunda sıkıntıya girmeyecek birine borç vermek farz olur. Aldığı borçla bir mekruh işleyecek olana borç vermek mekruhtur. Aldığıyla haram işleyecek olana da borç vermek haram olur. Belirttiğiniz şekilde nişan için yapılacak harcama için en azından mekruh deriz. Kaldı ki, büyük oranda da israf boyutuyla harama geçmiş olacaklardır. Bu sebeple borç vermemekle hata etmiş olmazsınız. Aranızdaki akrabalık hukukunu zedelemeyecek bir dille borç vermeyebilirsiniz.
Şöyle özetleyebiliriz: İyiliği emretmek veya iyiliğe teşvik etmek, öncü olmak ve kötülüğe mani olmak, engellemek dinimizin kati emirlerindendir. Allah Teâlâ’nın “yapın” buyurduğu bizim FARZ olarak bildiğimiz dine ait işlerimizdendir. Dinimizin bu emri bir FARZ-I KİFAYEDİR. Farz-ı kifaye ise bir grubun yerine getirmesi ile diğer Müslümanlardan sorumluluğun kalktığı emirlere denmektedir. Dolayısıyla bir yerdeki günah olan işi filanca kişi engellemeye çalıştı ise Allah’ın emri yerine gelmiştir, oradakilerden kimse günaha girmeyecektir. Hiç kimse o görevi yapmazsa herkes günahtadır. Bu günah da oradakilerin kapasiteleri, yakınlıkları, güçleri ile orantılı olarak onlara yazılır. Elbette bir cami imamının caminin önündeki bir günaha mani olmaması ile caminin öteki sokağında oturan Müslüman’ın mani olmaması arasında sorumluluk oranı açısından fark vardır. Ortadaki bir iyiliği emir/kötülüğü engelleme görevi başkasının yapamayacağı kesinleşip de bir kişinin üzerinde yoğunlaşmış bir göreve dönüşürse onun için FARZ-I AYIN olur. Bizzat onun bu görevi yerine getirmesi gerekir. Âlimlerimiz, böyle bir görevi yerine getirmenin sonucu olarak öldürülme, ağır darbe alma veya hapsedilme gibi bir durum varsa görev yerine getirilmediğinde günaha girilmez demişlerdir. Zannederiz bu yaşadığımız dönem için bu hüküm geçerlidir. Allah yardımcımız olsun. Yapılacak görevin hiçbir işe yaramayacağını kati olarak bilen biri de mi bu görevi yerine getirmelidir sorusuna âlimlerin bir bölümü “evet, öyle bile olsa Allah’ın hükmü yerine getirilmelidir” demişlerdir. Bu da yüksek bir umutla toplumu izleme mantığının bulunması gerektiğini göstermektedir. Özet olarak diyebiliriz ki: Böyle bir görevimiz bulunduğunu, bu görevin cami imamlarına mahsus bizimle ilgisi olmayan bir iş gibi görülemeyeceğini biliyor isek, elimizden geleni de yapıyorsak biiznillah vebalden kurtuluruz.
Babanın veya başka birinin bir erkek ya da kızı istemediği biri ile evlendirmekte zorlama hakkı yoktur. Evlilik rıza ile yürür. En baştan istenmeyen bir evlilik muhabbeti olmayan bir evlilik olabilir. Babanın buna hakkı yoktur. Siz, bu hususta babanızı üzmeden nezaketle itiraz edebilirsiniz. Sadece bu nedenle vebale girmezsiniz.