Fetva Meclisi
Soru
Hocam öncelikle şunu belirtmek isterim ki, yapacağım bir işe kılıf bulmak gibi bir niyetle sormuyorum, sizin vereceğiniz cevaba göre fikrimi şekillendirmek için soruyorum. Biz dört beş arkadaş nasipse, Bursa’dan İstanbul’a ilim almak için gitmek istiyoruz. Kurs izinlerinde deniz yolu ile Bursa’ya gelmemiz caiz midir? Bir de Şafiilerin seferîlik mesafesi kaç km? Deniz yolu ile km geçmiyor ise gidilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Mesafe ölçülürken evden gideceğiniz yere olan mesafeyi ölçersiniz. Namaz kısaltma gibi seferîlik hükümleri için de il sınırlarını çıkmayı ölçü alırsınız.
Selamünaleyküm. - Seferilik mesafesi ile alakalı km şeklinde bir bilgi âyet veya hadislerde yoktur. Hadislerde geçen ölçüler günümüz rakamlarına ayarlandığında bu bilgi ortaya çıkmaktadır. Yaklaşık 90 km bu ölçüyü gösterir. Bunun biraz aşağı biraz yukarısı tartışmayı gerektirmeyecek bir durumdur. - Seferilikle alakalı konular bir ruhsattır. Yolculuk ne kadar rahat olursa olsun, seferilik ruhsatından istifade etmek veya etmemek durumu değişmez. Bilhassa namazları kısaltarak kılmak edebe daha uygun görülmüştür. - Hicrî yılbaşı ile alakalı bilgi bir hurafeyi yansıtmaktadır. Şehitlik bile kul hakkını kaldırmaz. Herkes haddini bilmeli ve Allah adına konuşmaktan şiddetle kaçınmalıdr.
Bu verdiğiniz çapraz örnekler kitaplarda vardır ama pratikte milyonda bir bile görülmez. Bu meselelerle nefes tüketecek kadar vakit bulayacağımız bulanık bir zamanda yaşıyoruz. Allah yardımcımız olsun. Namazın kendisi toptan gidiyor hatta iman eriyor biz o mezhepten bu mezhebe kan nakli yapmaya vakit bulamamalıyız. Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Önceden kıldığınız bir namazda böyle bir sorun olduğunu sonradan öğrenirseniz mesele yoktur, Allah kabul buyursun. Namaza başlamadan önce böyle bir durum olduğunu görürseniz herkes mezhebine göre amel etsin. Zira mezhep titizliğimiz namaz ve iman titizliğimizin önünde duruyor. Vesvesenin önünü tıkayalım.
Aleykümselam. Bir insanın yaşadığı yer, o insanın vatanı kabul edilir. Oradaki adına MUKİM denir.Bir insanın birden fazla MUKİM olacağı yeri olabilir. Mesela Erzurum'da yaşayan biri, oradaki evine ilaveten iş yapmak için İstanbul'a da bir ev açabilir. Bu sefer o kişinin iki vatanı olmuş olur. Her ikisinde de MUKİM durumdadır.İnsanın kendisine ait olmayan bir evde kalacağı günler: a-Bulunduğu yerden doksan km'den daha uzak bir mesafede ise, b-Orada on beş günden az kalacaksa bu kişi orada MİSAFİR durumundadır. Misafir, dört rekat olan namazları iki rekat olarak kılar. Orucu erteleyebilir. Camide imamla kılarsa namazı imam gibi tam kılar.Buna göre MİSAFİR, kendisine ait olmayan ve doksan km'den daha uzak bir yere giden ve orada on beş günden az kalan kişidir. Doksan km'den uzak bir yola çıkan biri her şartta YOL ESNASINDA yani gideceği yere varıncaya kadar MİSAFİRDİR. Gittiği yerde ise yukarıdaki duruma göre değerlendirme yapılır.
Asıl vatanından geçici olarak 90 km veya daha uzak bir mesafeye gitmek üzere yola çıkan kimse, gideceği yerde Hanefî mezhebine göre on beş gün veya daha fazla; diğer mezheplere göre giriş ve çıkış günleri hariç dört gün veya daha fazla kalmaya niyet ederse mukîm; bu sürelerden daha az kalmaya niyet ederse seferî olur. Bu itibarla umreye gidenler, Mekke’de veya Medine’de on beş günden daha az kalacaklarsa Hanefîlere göre seferî sayıldıklarından, dört rek‘atlı farz namazlarını iki rek‘at olarak kılarlar. Ancak cemaatle kılmaları durumunda mukîm olan imama uyduklarında namazlarını tam olarak edâ ederler. Mekke’de veya Medine’de on beş gün veya daha fazla kalacaklarsa namazlarını tam olarak kılarlar.
Bulunduğunuz yerde istediğiniz ilme ulaşma imkânınız yoksa farz olan ilmi öğrenme maksadıyla mahremsiz yolculuğa izin veren ulema bulunmaktadır. Bu ruhsattan istifade edilebilir. Ne kadar ilim maksadı ve ne kadar farz olan ilim olduğunu tespit etmek sizin meselenizdir.
90 km konusundaki diğer fetvalar
Kadınların beraberlerinde mahremleri olmadan doksan kilometreden daha uzun bir mesafeye gitmeleri hadislerle sabit bir yasaktır. Tıbben gerekli acil bir müdahale veya zorunlu bir cihat için bir ruhsattan söz edilebilir. Sizin yapacağınız işin bunlardan birine girip girmeyeceğini siz karar vermelisiniz. Bizim kanaatimiz, böyle bir riske girmeye değer olmayacağıdır. O denli değerli buluyorsanız bir mahreminizi en azından yolculuk süresi için beraberinize alarak bu ciddiyeti göstermelisiniz.
Hadislerdeki zaman birimleri, mesafeye dönüştürülmüş ve bu sınır yaklaşık olarak 90 km olarak kabul edilmiştir. Günümüzde modern araçlarla yapılan yolculukların hızına bakılmaksızın, mesafe ölçütü sabit bir kriter olarak uygulanır. Çünkü ulaşım araçlarının hızları zamana göre değişiklik gösterebilir, ancak mesafe sabit bir ölçüttür. Zaruret hallerinde (eğitim, sağlık gibi) veya güvenlik tamamen sağlanmışsa, bazı ruhsatlar devreye girebilir. Ancak bu, mutlak bir caizlik değildir.
Meselemiz yolculuk meselesidir. Seksen km mesafeden daha uzun mesafelerin gidişi bir yolculuk, dönüşü ise ayrı bir yolculuktur. İki ayrı yolculuk gibi görünüz meseleyi.
Kadının doksan km’den uzun bir yola yalnız çıkması nehyedilmiştir. Yanında bir mahremi bulunması istenmiştir. Bu mahrem, ulemanın cumhuruna yani çoğunluğuna göre baliğ olmasa da olur. Büluğ çağına yaklaşmış yani on yaşları civarında bir çocuk olması yeterlidir. Hanbeli uleması ise bunu baliğ çocuk olarak kaydetmişlerdir.
Nasların yasakladığı nokta “tek başına mahremsiz yolculuktur”. Uzak bir yerde tek başına veya kendisi gibi bayanlarla kalması yasak kapsamında değildir. Böyle bir durumdaki ölçü, bulunduğu yerin emniyet açısından ne durumda olduğu ile belirlenir.
Seferîlik mesafesini EVİNİZDEN GİDECEĞİNİZ YERE şeklinde hesaplayacaksınız. Seferî oluyorsanız NAMAZLARI KISALTMAYA şehrinizden çıkışta başlayacaksınız.