Fetva Meclisi
Soru
Hocam sınıfta biri alkole dinen yüzde bire kadar izin var dedi. Yine aynı kişi Efendimiz aleyhisselamın on gün kadar süt vs. yemediğine dair sünnetinin olduğunu söyledi. Efendimiz riyazete girmiş midir? Sınıfta erkekler olduğu için cevap vermedim. Vermeli miydim, yanlış öğrenmelerinden mesul müyüm?
Cevap
Benzer fetvalar
Haramlar bellidir. Farzlar da bellidir. Mesela alkol haramdır. Müslüman meyve suyuna da alkol gibi muamele yaparsa aşırı gitmiş olur. Başka bir örnek de şudur: Öğlen namazı mesela dört rekâttır ve şartları kılınışı bellidir. Bir ilmihal kitabında bunlar yazılıdır. Bir Müslüman kalkar da ilmihal kitabında olmayan şeyleri de namazın şartı gibi algılarsa aşırı gitmiş olur. Bir örnek daha: Yemek, uyku, muhabbet mübah ve ihtiyaç olan işlerdendir. Bunları daha iyi Müslümanlık adına kısıp bedenine zarar verirse aşırı gitmiş olur. Siz bunların tamamına “kaş yaparken göz çıkarmak” diyebilirsiniz.
Bir ilaçtaki haram nesneye rağmen o ilacın kullanılabilmesi için zaruret olması gerekir. Söz konusu zaruretin temel kuralları şunlardır: 1. Bir karışımdan söz ediyorsak o karışımdaki necis madde ilaca karıştırıldıktan sonra yeni bir isim alacak kimyasal dönüşüm görmüş olmalıdır. Bu da o maddenin onu haram yapan özelliğinin kaybolması demektir. 2. Bu ilacın kullanılmasında fayda olacağına dair güvenle testler yapılmış olmalıdır. 3. İlaç için alternatifsizlik durumu olmalıdır. 4. İlacı uzman ve güvenli bir doktor tavsiye etmelidir. Bu doktorun Müslüman olması güven arttırıcıdır. 5. İlaç ancak gereklilik sınırları kadar kullanılmalıdır. Zorunlu durumdan ötürü verilen ruhsatın sınırları aşılmamalıdır.
Kardeşlerim, sakın ilahiyat okuyorsunuz diye kendinizi din hakkında ulu orta konuşmaya yetkili zannetmeyin. Din hakkında en zor konuşması gerekenler ilim adamlarıdır. Çünkü ilim adamları bilerek ve sonucunu kabullenerek konuşur/konuşmalıdır. Cahil ise aklına geldiği gibi konuşur. Sizin farkınız olsun. Dikkatli olun. Muhakkak inceleyin. Eskilerin deyimiyle KIRK ÖLÇÜN BİR BİÇİN. Allah yardımcınız olsun. Sizin için dua ederim. Evet, dinimiz başta domuz ürünü, alkol ve necis saydığı şeyler olmak üzere bazı mamullerin kullanılmasını normal hayatta yasak etmiştir. Bunun münakaşa edilecek bir bölümü yoktur. Domuz ve alkol başta olmak üzere necis kabul edilen şeyler haramdır. Ömrümüz oldukça biz, bizden sonraki bütün nesiller bu ilkeyi koruyacağız biiznillah. Bir başka ilkemiz de şudur: Dinimiz normal hayattaki durumlarla zaruri durumları aynı tutmamaktadır. Normalde haram olan şey zaruret durumunda zarureti giderecek kadarı ile helal olur. Bu da önemli bir kuraldır. Üçüncü bir durum da şudur: İnsanlık sanayisinden ilacına kadar ilerleyip dururken biz Müslümanlar olarak bugün “bu bizimdir” diyebileceğimiz bir katkı sağlayamadık bu ilerlemeye. İlaç da bu, geri kalmışlığımızın en çok yansıdığı alanlardan biridir. Ne yazık ki böyledir. Müslüman olmayanlar ilaç üretince de onlar için sakıncalı olmayan her şeyi içine koydular. Günlük hayatlarında su gibi tükettikleri alkolü ilaç yaparken bir endişe taşımadılar. Biz şimdi “böyle olmaz” diyebilecek durumda değiliz. İlaç sanayimiz yoktur. Onların ürettiklerini test edebilecek laboratuvarlarımız bile yoktur. Siz gençler, umarız bu açığımızı kapatacak gayretler içinde olursunuz. Allah yardımcınız olsun. İçinde haram nesne bulunan ilaçların kullanılmasına gelince ulemamızın ve özellikle de Hanefi ulemasının görüşü şudur: Müslüman uzman bir doktorun, gerekli gördüğü bir ilacın helal olan alternatifi yoktur diyorsa, o ilaca muhtaç olan hasta içeriğinde haram nesne bulunsa da onu kullanır. Bunda bir sakınca yoktur. Yeter ki, bir suiistimal ve önemsememe durumu olmasın. Bu kural ilaçlar için, aşılar için ve diğer tıbbi malzeme için geçerlidir. Size sıhhat ve afiyetler dilerim.
Bir işe HARAM denmesinin anlamı şudur: Allah o işi kuluna yasak etmektedir ve kul o işi yaparsa ona azap edecektir. Yapıldığında da muhakkak tevbe edilip terk edilmesi sürekli bir emir olarak beklemektedir. Haram denen şeyin halkça izahı budur. Böyle bir hükmü/kararı ancak Allah Teâlâ verebilir. Bir insan âlim bile olsa bu kararı veremez. Hiçbir âlim de böyle bir yetki sahibi olduğunu söylememiştir, söyleyemez de. Bizim Müslümanlar olarak HARAM diye bildiğimiz şeyler şu şekilde belirlenmiştir: a- Bizzat Allah Teâlâ Kur'an’da onu haram olarak bize bildirmiştir. b- Peygamber aleyhisselam efendimiz bize ‘Allah bunu haram etti’ demiştir. c- Ashab-ı kiramdan bize bu konuda açık bir hüküm/bilgi gelmiştir. Biz de onlar dini bizden daha iyi biliyorlar diye onlara uymuşuzdur. d- Bu üç kaynağın dışındaki haram olarak bildiğimiz şeylerde ise ehliyeti olan alimler, o haram denen işe bakarak: ‘Bu konuda Kur'an ve hadiste bilgi yok, yeni bir konudur bu ama Kur'an veya hadiste bulunan filan konuya benzemektedir bu, buna göre de haram olması gerekir’ demişlerdir. Örnek olarak da şunu benzetebiliriz: Peygamber aleyhisselam zamanında üzüm ve hurma ile yapılan şarap haram kılınmıştı. Haram kılınmadaki gerekçe de uyuşturma üzerine kurulu idi. Bugün elmadan aynı nitelikte bir şarap yapıldığında alimler ona da haram derler. Zira gerekçe üzerinden bakılınca sonuç aynı olur yani uyuşturur/sarhoş eder, hükmü de aynı olur. Yoksa âlimlerin bir şeye haram/helal deme hakkı yoktur. Durumun özeti böyledir.
Ailemizin huzuru ve istikrarı bizim için çok önemlidir. Allah’ın haramlarından birine açık ve net bir şekilde batmadıkça önceliğimizi aile huzurumuza vermeliyiz. Mesele açık bir harama girme düzeyine gelince ahiretimizi öncelikli tutmamız gerekeceği bellidir. Mesela alkol kullanma, elle temas etme, dans etme gibi bir abeslikle yüzleşecek olursanız net tavır koyarsınız. Bu noktaya gelmeyen sıkıntılar için yaptığınız gibi yapmaya devam edin yani kendinizi kollayarak, en kenardan yürüyerek devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Hiçbir şeyin aşırılığı iyi değildir. Çok yememek iyidir, az konuşmak iyidir ama aşırıya kaçtığında mesela haftada beş kilo eriyecek kadar yememek bir aşırılıktır ve doğru değildir. Zayıf düşerek şeytana daha iyi bir lokma hâline gelmektense, dengeyi koruyup çok ibadet ederek kalmak daha iyidir. Normal yiyin için. İnsanlardan kopmayın, onların içinde eriyerek de yok olmayın. Geçmiş hatanızla uğraşacak yerde daha güzel işler yaparak 'kötülüğü iyilikle temizleme' siyaseti güdün. Allah kolaylıklar versin.
alkol konusundaki diğer fetvalar
Prensip olarak alkollü bir sıvının sirkeye dönüşmesi helal olması için yeterlidir. Sirkeleşme, alkolden arınma demektir. Sirkenin içinde de bulunabilecek çok cüzi bir alkol ise haram olan alkol değildir. Sözünü ettiğiniz ürünün özel bir ayrıntısını bilmiyorum. Özellikle alkol oranı mesela yüzde beşlerde kalan bir sirke oluyorsa onu kullanmak haram olur. Bunun dışında haram olmayı gerektirecek bir durum bilmiyorum.
Ona tenezzül etmeyerek imanı gür mümin ol. Onlara da kalmaması için al ve bir muhtaca ya da derneğe ver. Günlük gıdanı temin edemeyecek kadar sıkıntıda isen alabilirsin ve yiyebilirsin o parayı. Bunun için de istiğfar et.
Bira mayası alkollü bir nesne değildir diye biliyoruz. Bu nedenle BİRA MAYASINI kullanmak haram olmaz ama gıda konusunda bin bir hilenin içinde kalmış olabileceğimiz için çok dikkat etmek zorundayız. Bu konuda aşağıdaki adrese de bakabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/anne-sutunu-artirmak-icin-maltana-icmek-caiz-midir
Ulemanın önemli bir bölümüne göre Müslüman’ın kendi kullanamadığını kâfire hediye etmesi de caiz değildir. Alkol gibi açık haram olan bir nesne için durum böyledir. Şüpheliler için ise biraz daha esnek davranılabilir.
Şarap yapılmak için satılmış bir üzüm necis olmuş değildir, yenmemesini gerektirecek bir durum yoktur ama mü'min insan şarap imalatından artırılmış bir üzümü kerih görmelidir.
Katılacağınız toplantı ve mekânın kendisi alkollü değilse katılabilirsiniz. Şüphesiz takva bu tür ortamları kökten reddetmeyi emreder ama bulunduğunuz konum için özel olarak bunu söyleriz size.