Fetva Meclisi
Soru
Hocam Konya'da bir Rihle programına katılmak istiyorum. Bunun yanı sıra, orada yaşayan yeğenimi ve mümin kardeşlerimi ziyaret etmeyi, ayrıca halamın kızını görerek sılayırahim yapmayı planlıyorum. Ancak, bulunduğum şehirden Konya’ya gittiğimde seferi oluyorum ve mahremimle gitme imkânım yok. Bu durumda, gitmem uygun olur mu, ne yapmamı tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bulunduğunuz yerde istediğiniz ilme ulaşma imkânınız yoksa farz olan ilmi öğrenme maksadıyla mahremsiz yolculuğa izin veren ulema bulunmaktadır. Bu ruhsattan istifade edilebilir. Ne kadar ilim maksadı ve ne kadar farz olan ilim olduğunu tespit etmek sizin meselenizdir.
Selamünaleyküm. Sizin eviniz hâlâ babanızın bulunduğu yer olduğu için siz Konyalı sayılmalısınız. Yol süresince seferi, orada mukimsiniz.
Selamünaleyküm. Bir cenazeye yetişmek gibi zaruri durum olduğunda yolculuk yapabilirsiniz. Bunun dışında hüküm bildiğiniz gibidir. Orada kimseniz yoksa sizin de yakınlarınızın bulunduğu yere dönmeyi planlamanız gerekir.
Aleykümselam. İlim maksatlı yolculuğa izin veren ulema bulunmaktadır. Bu ruhsattan istifade edebilirsiniz. Ne kadar 'ilim maksadı' taşıdığınız ise sizin meselenizdir.
Kadınların beraberlerinde mahremleri olmadan doksan kilometreden daha uzun bir mesafeye gitmeleri hadislerle sabit bir yasaktır. Tıbben gerekli acil bir müdahale veya zorunlu bir cihat için bir ruhsattan söz edilebilir. Sizin yapacağınız işin bunlardan birine girip girmeyeceğini siz karar vermelisiniz. Bizim kanaatimiz, böyle bir riske girmeye değer olmayacağıdır. O denli değerli buluyorsanız bir mahreminizi en azından yolculuk süresi için beraberinize alarak bu ciddiyeti göstermelisiniz.
Selamünaleyküm. - Seferilik mesafesi ile alakalı km şeklinde bir bilgi âyet veya hadislerde yoktur. Hadislerde geçen ölçüler günümüz rakamlarına ayarlandığında bu bilgi ortaya çıkmaktadır. Yaklaşık 90 km bu ölçüyü gösterir. Bunun biraz aşağı biraz yukarısı tartışmayı gerektirmeyecek bir durumdur. - Seferilikle alakalı konular bir ruhsattır. Yolculuk ne kadar rahat olursa olsun, seferilik ruhsatından istifade etmek veya etmemek durumu değişmez. Bilhassa namazları kısaltarak kılmak edebe daha uygun görülmüştür. - Hicrî yılbaşı ile alakalı bilgi bir hurafeyi yansıtmaktadır. Şehitlik bile kul hakkını kaldırmaz. Herkes haddini bilmeli ve Allah adına konuşmaktan şiddetle kaçınmalıdr.
dini konusundaki diğer fetvalar
Müziğin içimize sızdığı ne yazık ki acı bir gerçektir. Özellikle de mukaddesatımız üzerinden müzik yapılması asla razı olmayacağımız bir iştir. Bir düğünde böyle bir hata işleneceğini biliyorsak düğüne gitmeyebiliriz.
Müslüman robot değildir, insandır. Robotla insan arasındaki en doğal farklardan biri belki de duygusallıktır. İnsandaki duygusallık da Allah’ın nimetlerinden biridir. Duygusallığı yansıtan sevgi, kızma, üzülme, unutma ve benzeri tavırlar yaşamak için gerekli bir nimettir. Problem duygusallığın içinde kaybolmaktadır. Sıfır duygusal bir insan düşünemeyeceğimiz gibi duyguları içinde erimiş bir insan da düşünemeyiz. Erkeğin kendine mahsus duygusallığı, kadının kendine mahsus duygusallığı bu hayatın en önemli faktörlerindendir. Kıymetini bilmek ve israf etmek arasında ise ciddi bir imtihan içinde bulunuyoruz. Şöyle de diyebiliriz: Su gibi, diğer muhtaç olduğumuz nimetler gibi kabul edilip değerlendirilmesi hayatımız için gereklidir. İsraf edilmeleri ise hayatımıza zarar verecektir.
Dini bilgi, kültür, ders gibi nedenle edinilen kitaplar zekâtı verilecek mal gibi değildir. Sadece değerinden dolayı satın alınan ya da “iş olsun” diye alınan kitaplar ise değerleri üzerinden hesaplanıp diğer mal varlığına katılır ve zekât vakti zekâtları verilir. Özellikle kitap zekâtı diye bir tür yoktur.
İlmi araştırmalar yapanların alanları ile alakalı ise kitaplıklarında İncil veya benzeri bir kitap bulunabilir ama mümin bir insan, hiçbir kelimesine iman etmediği bir kitabı hangi maksatla evinde bulundurabilir? Bunu düşünmeyi bile boş görmeliyiz. Allah’ın lanetine uğramışların kitap dedikleri şeyleri bulundurmak, onların şarkı türkülerini terennüm etmek maazallah kalpteki erimenin ve yuvarlanılabilecek bir uçurumun işareti olabilir. İstiğfar edip uzak durmak gerekir.
İkisi arasında şu farklardan söz edebiliriz: Fetva bağlayıcı değildir. Fetva alan kişinin kabul edip etmemesi kendisi ile alakalıdır. Buna bağlayıcı olmaması şeklinde de not düşebiliriz. Hüküm yani kadı tarafından verilen karar ise bağlayıcıdır. İmam Karafi bunu şu şekilde tarif eder: “Müftü sadece bilgi verir. Kadı ise karar verir ve uygular.” Bir fetva genel olarak dinin emrini veya yasağını ortaya çıkarır. Bu da fetva ile ilgili olanı da olmayanı da kapsar. Kadı’nın hükmü ise hakkında hüküm verilen ile sınırlı kalır. Fetva ibadetler ve diğer konuları da ihtiva eder ama Kadı’nın hükmü ibadet konularında yoktur.
Müslümanlar veya millet gibi ideallerden önce sizin çocuğunuz önceliğiniz olsun. Çocuğunuzla savaşarak onu bir noktaya getiremezsiniz. Ortayı bulun. Sabırlı olun. Allah yardımcınız olsun.