Fetva Meclisi
Soru
Hocam kayınvalidemin ikinci eşi vefat etti, eşinin dört çocuğu var ama kayınvalidemden çocuğu yok. Şu anda bir ev ve bir araba var. Rahmetli evi ve arabayı aldığında kayınvalidemin üzerine yapmış. Kayınvalidem herkese hakkını vermek istiyor, kimsenin hakkı kimsede kalsın istemiyor. Mevcut hukuka göre evlilik süresinde edinilen mallar ortaktır diyor. Şimdi bu malın hepsi mi tereke yarısı mı tereke? Ayrıca rahmetlinin borcu da var nasıl bir yol izlemeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Şeriatımızın belirlediği rakamlara itiraz etme şeklinde olmayan ama kendi aralarında belirledikleri şekilde taksimat yapanların aldıkları haram olmaz. Öyle bir durumda hissesine fazla düşecek olan, diğer mirasçı yerine hakkından feragat etmiş olur. Bunda da sakınca yoktur. Öyle bir malın size intikalinde inşaallah haramlık olmaz.
Bu bahçeyi eşinize düğün yapması ve ev sahibi olması için diğer kardeşlerin rızasıyla verdilerse, bu artık eşinizin malıdır. Tekrar pay istemeleri doğru değildir. Çünkü o bahçe hibe edilmiştir ve geri alınması caiz değildir. Fakat bu bahçeyi hediye etmeyip yalnızca "söz vermiş/taahhüt etmişlerse” kocanıza karşı sözlerini tutmamış olurlar. Kardeşler arasında bu konudaki anlaşmazlık sürerse durumu çözüme kavuşturmak için güvenilir bir hakeme veya âlim birine başvurmak uygun olur. Kayınvalidenize bakma işini tek başınıza üstlenmeniz zor olacağı için kardeşlerle net bir konuşma yapmanız gerekir. Herkesin katkısını (zaman, maddi destek, dönüşümlü ziyaret vb.) ortaya koyması gerekir. Onlar katkı sağlamazsa, eşiniz ve siz imkânlarınız ölçüsünde bakmanızla büyük mükâfat kazanırsınız; kaynananızla ilgilendikçe ibadet sevabı kazanırsınız. Ancak bu, diğer kardeşlerin üzerindeki yükümlülüğü kaldırmaz. Sılayırahim, aile bağlarını sürdürmek farzdır. Ancak bu, her türlü haksızlığa boyun eğmek anlamına gelmez. Şu tavırları öneririm: Kendi haklarınızı savunmaktan çekinmeyin. Ancak bunu kırıcı ve sert bir üslupla yapmayın. Onların size karşı yanlış tutumlarına rağmen, arada selam vermek, ziyaret etmek gibi iyi davranışlarla gönüllerini kazanmayı deneyin. Haklı olduğunuz konularda net bir duruş sergileyin. Fazladan bahçenin eşinize ait olduğunu açıklayın ve bu konuda bir haksızlığa uğramasına izin vermeyin. Eşinizin psikolojik olarak yıpranmaması için aile içi iletişimi mümkün olduğunca ortak bir zeminde sürdürmeye çalışın. Gerekirse bir arabulucuya başvurun.
Sizin taksim etmeniz gerekmiyor. Siz ailenin büyüğü kimse ona borcunuzu teslim edin. Gereken taksimi onlar yapsın. Borcunuzu teslim ettiğinize de onları şahit tutun.
Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, size de sabırlar indirsin. Eşinizden kalan mal sizin ve iki çocuğunuzun ortak malıdır. Babası, annesi yaşıyorsa onların da o malda hakları vardır. Annesi ve babası haklarını size bıraktı ise mesele yoktur. Bu soruyu annesi babası yaşıyor mu, çocuklarınız kız mı erkek mi diye belirterek tekrar sorun size daha net cevap verelim.
Varis olacak kimsesi olmayan biri ise teyzeniz, zaten malını babanız kanalı ile size bırakmış. Kardeşlerinizin arasında adil bir şekilde dağıtmanız sizin için daha hayırlı olur. Küçük bir malı aranızda fitne konusu yapmayın.
Allah babanıza rahmet etsin, size sabır ve afiyet versin. Mal ve cinsellik imtihanının etrafında bu kadar kolay dolaşılabileceğini zannetmemelisiniz. Anneniz yanlış yönlendiriyor sizi. Bereketi kaybetmeyelim derken asıl bereket olan kardeşliği ve huzuru kaybedebilirsiniz. Bizim şahit olduğumuz sayısını hatırlayamadığım kadar çok olan örneklerde bu tür duygu ve temennilerin mahkeme kapılarında eridiğini biliyorum. Size tavsiyemiz şu şekildedir: - Babanızın size bıraktığı malı Şeriat’ımıza göre aranızda taksim edin. - Yaptığınız bu taksimi muhakkak devlet mahkemesi nezdinde tescil edin, sözlü olmasın. - Bu tescilden sonra babanızın işini devam ettirirken kardeşler olarak sanki yabancıymışsınız gibi ortak olmanız mümkündür. Allah yardımcınız olsun.
araba konusundaki diğer fetvalar
İnsanın sattığı şeyin (ev veya araba ya da başka bir şey) BİLDİĞİ kusurlarını, eksikliklerini söylemesi gerekir. Bilir de söylemezse aldatmış olur. Aldatmak ise kebair günahlardandır. Bu aynı zamanda bereketin kaybolma nedenidir. Satıcının, “önündedir, bak kendin incele” demesi yeterli olmaz. Muhtemel veya mevcut arızayı, ayıbı bilmeden satar da sonradan o eksiklik ortaya çıkarsa bundan dolayı bir vebal oluşmaz. Ayıplı bir nesneyi satan ve daha sonra da tevbe etmek isteyen kimse sattığı kişiyi bulup onunla helalleşmek zorundadır. Bulup helalleşme imkânı olmazsa kusurdan dolayı ortaya çıkan maddi değer kadar sadaka vererek vebalden kurtulur inşaallah.
Babanızın hizmetinde olduğunuz sürece sizin de o aracı kullanmanızda sakınca olmaz. Allah Teâlâ size sabır, babanıza afiyet ve huzur ihsan etsin.
Kadının tek başına mahremsiz olarak seferîlik mesafesine araç kullanmasının caiz olmayacağında bir ihtilaf yoktur. Kısa mesafelerde kadının araç kullanması ise ittifakla yasak değildir. Bazı âlimler bunu bu asrın şartlarını dikkate alarak uygun bulmamışlardır ki, haksız da değildirler ama KADIN ŞEHİR İÇİNDE ARAÇ KULLANAMAZ sözünü oturtabileceğimiz sarih bir nas yoktur. Şartlara ve günlük duruma bakılarak kişiden kişiye değişebilecek bir kanaat durumundadır bu kanaat. Yine de siz, aile huzurunuzu arabadan ve götürüp getirmek işinden daha önemli görün, aman!
Şirketin haramla iştigal etmesi sattığı arabasını almaya mani değildir ama bereketsiz bir ticaret yapacağınızı siz de tahmin edebilirsiniz.
Dinimiz insan hayatını ve malı korumayı emretmiştir. Trafik bu iki korunması zorunlu değer olan can ve mal üzerinde risk oluşturmaktadır. Mevcut trafik kuralları esasta bu iki değeri korumak için geliştirilmiştir. Direkt dinle alakalı olmayan bir konu olsa da sonuç olarak dinin korunmasını emrettiği can ve malı korumaya yönelik kurallardan oluşmaktadır. Bu sebeple dine aykırı bir durum oluşturmayan trafik kurallarına uymak dinen zorunludur denir.
Bu işlemde yüzeysel olarak bakıldığında bir sakınca olmayacağı kanaatindeyim.