Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir insan sattığı arabanın kusurlarını söylemek zorunda mıdır, söylemese kazandığı haram mı olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Şirketin haramla iştigal etmesi sattığı arabasını almaya mani değildir ama bereketsiz bir ticaret yapacağınızı siz de tahmin edebilirsiniz.
Bu denli bir inceleme doğru olmaz. Sizin ürettiğiniz nesne normalde helal bir nesne ise onu birilerinin nasıl kullanacağını incelemeniz gerekmez. Ona bakılırsa ekmek bile üretilmeyebilir.
Satın aldığınız kişinin, o malı haram malla aldığını veya çaldığını kesin olarak biliyorsanız eğer almanız caiz olmaz. Allah'a emanet olun.
Hisse senedi satın almak esasen haram değildir. Haram iş yapan veya faizli işlem gören senetleri almak, onların şirketlerine ortak olmak haramdır. Haram olduğunu öğrendikten sonra bir Müslüman hemen o haram işten el çekmeli ve tevbe etmelidir. Bunun için: a- Anaparasını alır. b- Anaparanın üstüne bir kâr gelmiş ise eğer o kâr aslı haram olan bir işle geldiği için haramdır, o kârı alır ama hayır olabilecek alanlarda kullanır, kendine almaz. Önemli olan o parayı orada bırakmamaktır. c- Sonra da tevbe eder, tevbesini korur. d- Bir nedenle oradaki payını alıp kurtulması mümkün olmuyorsa veya işlemin iptali başka sorunlar üretiyorsa bu durumda da önünde ya işlem yapmayıp üzerine kayıtlı olan şeyleri olduğu gibi bırakması ya da hissesini piyasaya arz ederek satma yöntemi ile kurtulacaktır. Bu durumda satıp kurtulmasını tercih ederiz. Böylece haram işe destek olmak ve onların ortağı görünmek vebalinden sıyrılmış olur.
Aldığınız gibi hiçbir kâr koymadan onlara sattığınızı söylerseniz bu yalan olur, caiz olmaz. “Sizden yol paramı alırım” diyerek bir nebze kâr koyduğunuzu hissettirin. Onlar bunu bilsin, o zaman helal olur.
Sattığınız bir üründe bir sorun çıkarsa: Bu sorun sonradan oluşmuş ise sizin bir sorumluluğunuz yoktur. Sorun siz satmadan önce vardı ise müşterinin alışverişi iptal edip malı germe veya tamir ettirip farkı size ödetme hakkı vardır. Siz satarken, “bir eksiklik kabul etmiyorum, bu şekilde alıyorsun” dedi iseniz o da kabul etti ise zararı müşteri karşılamak zorundadır. Siz, “arabanın ayıbını gizlemiş” durumda olursanız yani “bir eksikliği yoktur” dedi iseniz o takdirde o haklı olur.
araba konusundaki diğer fetvalar
Önce borçlar ödensin. Bu ilk düşünülen konu olmalıdır. Sonra da kalan malı çocuklar ve eş arasında taksim etmelisiniz. Mevcut belirttiğiniz kanun dinimize aykırıdır.
Kadının tek başına mahremsiz olarak seferîlik mesafesine araç kullanmasının caiz olmayacağında bir ihtilaf yoktur. Kısa mesafelerde kadının araç kullanması ise ittifakla yasak değildir. Bazı âlimler bunu bu asrın şartlarını dikkate alarak uygun bulmamışlardır ki, haksız da değildirler ama KADIN ŞEHİR İÇİNDE ARAÇ KULLANAMAZ sözünü oturtabileceğimiz sarih bir nas yoktur. Şartlara ve günlük duruma bakılarak kişiden kişiye değişebilecek bir kanaat durumundadır bu kanaat. Yine de siz, aile huzurunuzu arabadan ve götürüp getirmek işinden daha önemli görün, aman!
Babanızın hizmetinde olduğunuz sürece sizin de o aracı kullanmanızda sakınca olmaz. Allah Teâlâ size sabır, babanıza afiyet ve huzur ihsan etsin.
Dinimiz insan hayatını ve malı korumayı emretmiştir. Trafik bu iki korunması zorunlu değer olan can ve mal üzerinde risk oluşturmaktadır. Mevcut trafik kuralları esasta bu iki değeri korumak için geliştirilmiştir. Direkt dinle alakalı olmayan bir konu olsa da sonuç olarak dinin korunmasını emrettiği can ve malı korumaya yönelik kurallardan oluşmaktadır. Bu sebeple dine aykırı bir durum oluşturmayan trafik kurallarına uymak dinen zorunludur denir.
Bu işlemde yüzeysel olarak bakıldığında bir sakınca olmayacağı kanaatindeyim.