İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam uzun zamandır kafama takılan bir konu var ve bununla ilgili net bir cevap bulamıyorum. Kur'an'da geçmeyen ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile ashabının yapmadığı bir şeye ibadet denmeyeceğini biliyoruz. Biz Kur’an ve sünnete göre yaşarız. Konum, kaza namazı ile ilgili. Bile isteye kılınmayan namazların kaza edilmesi gerektiğini bildiren ne bir ayet var ne de sahih bir hadis. Resûlullah (s.a.v.), unutulan veya uyku sebebiyle kılınamayan namazların kaza edilmesini emretmiştir. Ancak, bilerek kılınmayan namazların kazası hakkında açık bir delil bulunmuyor. Buna rağmen mezhepler, bu namazların mutlaka kaza edilmesi gerektiğini söylüyor. Siz hep dersiniz ki "Peygamber Efendimiz ve ashabı yapmamışsa biz de yapmayız." Net bir delil olmadığı halde bile isteye kılınmayan namazların kazasını kılmak bidat olmuyor mu? Ayrıca, bir Şafiî olarak sünnet namaz kılmam bile yasaklanıyor çünkü kazam var diye öncelik ona veriliyor. Yıllar önce, ezanı duyduğum hâlde acizlik edip bilinçli olarak kılmadığım namazları şimdi kılmamın mantığı nedir? Eğer bu namazları kaza etmezsem vebale girer miyim? Net bir delil olmadığı hâlde mezhep bunu farz hâline getirmiş gibi görünüyor. Bu konuda beni aydınlatırsanız çok mutlu olurum.

Cevap

Bidat olmaması için illa ayet veya hadis olması gerekmez. Sahabe ve tabiîn uygulamaları da dinin bir kaynağıdır. Bile isteye namazı terk eden birinin kaza etmesi gerektiği, tarihi uygulamalarda sahabeden itibaren devam eden bir gelenek olmuştur. Hanefi, Şafii ve Maliki mezhepleri bu konuda icma etmiştir. Yani sadece "mezhep çıkardı" diye değil, ümmetin büyük çoğunluğunun uyguladığı bir hükümdür. Bile isteye namazı terk eden bir kişinin tevbe etmesi farzdır. Ancak bu tövbenin kabulü için terk edilen namazların kazası, geçmiş günahın silinmesi adına bir kefaret hükmündedir. Şafii mezhebinde kaza namazın varsa sünneti kılmanın yasak olduğu hakkındaki bilgin de yanlıştır. Şafii mezhebinde bazı âlimler, "çok fazla kaza borcu olan bir kişinin nafile namazlarla meşgul olmaması gerektiğini" söylemişlerdir. Yani öncelikle kazalar tamamlanmalı, sonra nafile namazlara yönelmelidir. Ancak bu, sünnet namaz kılmanın yasak olduğu anlamına gelmez. Özellikle sabah namazının sünneti, Şafii mezhebinde kaza borcu olsa bile terk edilmez. Yani kaza borcun varsa kazaları öncelikli kıl ama sünnetleri bırakmamanı tavsiye ederim.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazın, dinin direği olmaktan dinde önemli bir ibadet olmaya doğru kaydığı bir zamanda yaşıyoruz. Dinin dağılacak en son halkası olan namaz, toplantı, misafir gibi hiçbir şekilde özür sayılmayacak nedenlerle terk edilebilmektedir. Daha da vahim olanı, Müslümanların namaz kusuru bulunan insanları ayıplı görmemeye başlamalarıdır. Diploma ve kariyerin namaz kusurunu örtebildiği bir zamanda yaşadığımızı bilmemiz gerekiyor. Namaz, asla önemli bir ibadet olarak tarif edilemez. Namaz dindir, İslam'dır. Namazın terk edilmesi durumunda kaza edilip edilmeyeceği hakkında konuşulanlar sözünü ettiğimiz anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bu ümmetin ilim erbabı olan büyükleri (bunların başında da dört mezhep imamı gelmektedir.) namazın herhalükârda kesinlikle kaza edilmesi gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Sadece İbn-i Hazm ve İbn-i Teymiye, BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE TERK EDENİN namazlarını kaza etmesinin mümkün olmadığını iddia etmişlerdir. Onlara göre böyle bir tavır kaza ile kapatılamaz bir durumdur. Ama onlar da BİLİNÇLİ BİR TERK OLMADIKÇA namazın kaza edileceğini söyleyenler arasındadırlar. Netice olarak ilim erbabı, namazın unutma, sıkışıklık ve benzeri özürlerle kılınamaması veya kasten terk edilmesi halinde kesinlikle kaza edilmesi gerekmektedir. İmam Nevevi, bu konuda görüşüne dikkat edilmesi gereken ulemanın icmaı bulunduğunu söylemektedir. (Mecmu', 1/578, Beytülefkârıddevliyye, Lübnan,2009) Ümmet olarak, dinimizin direğinde ortaya çıkan gevşekliğe karşı topluca onu güçlendirme hamlesinde olmamız şarttır. Zaten fırsat kollayan tembel nefislerimizi, kenarda kalmış itibar edilmez görüşlerle kışkırtmak akıllıca değildir. Bu ümmet namazın din demek olduğuna, onu bir nedenle kılamayanın kesinlikle kaza etmesi gerektiğine ittifak etmiştir. Kimin ne diyeceği çok önemli değildir. Sözüne itibar edilir âlimler diyeceklerini demişlerdir. (Bkz. Said Ebu Ceyb, Mevsuatulicma', 3/954, Dımaşk; el-İkna' Fi Mesaililicma', el-Fasî, Tahkik, Faruk Hammade, 1/354, Dimaşk,2003; el-İcma' İnde Eimmeti Ehilssünnetilerbaa, 42, Riyad, 2003) Namazın nasıl kaza edileceğine dair bilgiyi de herhangi bir ilmihalden okumanızda fayda vardır. Zira namazın kaza edilmesi ürkülecek kadar ağır bir yük değildir. Allah'ın rahmetinin ne denli geniş olduğunu unutmayalım.

Hocam kaza namazı var mıdır? Hadislerde 3 durumdan dolayı kaza namazı olduğunu b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz, her Müslüman’ın buluğ çağıyla birlikte kılması farz olan bir ibadettir. Bu sekiz yıl buluğ çağı sonrasına denk geliyorsa tüm farz ve vitir namazlarının kaza edilmesi gerekir, sünnet namazların ise kazası yoktur. Hanefi mezhebi ile amel eden uygulamada kaza namazlarını kılarken esas olan sünnetleri de ihmal etmemektir. Ancak kaza namazlarının gecikmesinden korkan biri için sünnetlerin yerine kaza kılmasında herhangi bir vebal yoktur. Bir mü’min olarak ise sünnetleri ihmal üzere bir hayat yaşamamak gerek, bu sebeple bu durumu süreklilik hâline getirmemekte fayda olacaktır. Sünnet namazların kılınmasıyla ilgili linkler üzerinde incelemede bulunabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/onceligimiz-kaza-mi-yoksa-sunnet-namazlari-mi https://fetvameclisi.com/fetva/sunnet-namazlari-kilmayan-farz-namazlari-bosuna-mi-kiliyordur

Hocam, yaklaşık sekiz yıl boyunca namaz kılmadım. Bu süre zarfındaki namazları k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Hayır, mezhepten değil keyiften ve çokbilmişlikten kaynaklanıyor. Namaz gibi bir mukaddesat hatta dinin bütünü üzerinden şöhret yakalama özentisinden kaynaklanıyor. Kılınamayan namazın kaza edilmesini emreden Peygamber aleyhisselamın hadisi şerifi gayet açıktır. (Bakınız: Buharî, 597; Müslim, 684; Ebu Davud, 435; Tirmizî, 178; Nesaî, 613; İbni Mace, 696) Bugüne kadar ilim adına adı duyulmuş bu ümmetin büyüklerinden bize intikal eden temel görüş böyledir; kılınmayan namaz kaza edilir! Bir elin parmağını geçmeyecek kadar az sayıdaki ilim adamı da namazın kazası konusunda farklı görüş beyan etmişlerdir. Bizim, ümmetin yekûnu denebilecek büyük grubuna intiba edeceğimiz bellidir. Farklı düşünenlerle beraber bakıldığında şunu söyleyebiliriz: a- Namazı unuttuğu veya uyuya kaldığı gibi şer'i bir özre bağlı olarak kılamayan kimsenin kaza edeceği hükmünde hiçbir ihtilaf yoktur. b- Uzun bir zaman tembellik gibi bir nedenle kılmayan hakkında ise cumhurun yani tamamına yakın ulemanın hükmü tövbe edip kaza etmesinin gerekliliğidir. Sadece İbni Teymiye ve İbni Hazm'ın fikri olarak da, uzun zaman namazı kılmayanın kaza etmesinin imkânı olmadığı görüşü vardır. Bu iki âlime göre de, namazı uzun süre kılmayan daha sonra o namazları kaza edemez, etse de namazı kabul olmaz. Burada bir ayrıntıya girmemizde yarar vardır. Bu iki ilim adamına göre uzun süre namaz kılmayan daha sonra namazlarını kaza edemez. Zira bu içtihadın sahipleri uzun süre namaz kılmayanı: - Namaz kılmadığı için kâfir kabul etmektedirler. Kâfir de namaz kılmaya karar verdiğinde yeniden İslam'a dönmüş gibidir. 'Yeniden İslam'a girenin, eski yanlışlarını İslam siler' kuralına göre namazları ondan sorulmaz. - Asi bir mü'min olduğu ihtimaline göre de olsa, onca namazı vaktindeki gibi yeniden kılması artık mümkün değildir. Onun görevi namazlarını kaza etmek değil, ömür boyu gözyaşı akıtmaktır. Bu iki ihtimalden hangisine dayanarak, 'namazın kazası yoktur' demek hoşlarına gidecektir; bunu da onlar belirlesin! Namaz kılmayanlara kâfir diyeceklerse, biz Allah'tan korkarız diyemeyiz. Yok, bir müçtehidin içtihadını cımbızlayarak komik görüşler ihdas edilecekse o zaman da din eğlence değildir, deriz.

Kaza namazlarının olmadığı söyleniyor, birçok yerde ise kaza namazının mutlaka k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kendinize bir kaza namazı listesi çıkarın. Sonra da bir takvim yapın. O takvime uyarak namazlarınızı kaza etmeye başlayın. İmamlık yapmanızda da bir sakınca yoktur. Allah azminizi kuvvetli kılsın.

Değerli hocam ben 22 yaşında Şafii mezhebine mensup bir gencim. Ben 8-9 yaşımda
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sahib-i tertib kimse kazaya kalan namazını kılmadan diğer vakti gelen vakit namazını eda edemez. Önce kazaya kalanı kılmalı sonra vakit namazını eda etmelidir. Kazasından önce kıldığı tüm vakit namazları mevkûf (askıda) sayılır. Kaza etmeden kıldığı vakit namazlarının sayısı beşe ulaşıp da bu beşinci vakit namazının çıkmasıyla sahib-i tertib olmaktan çıkar. Şöyle ki sahib-i tertib sabah namazını kılmamış olsun. Bu kimse sabah namazının kazasını kılmadan, öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazını, kaçırdığı vakit namazını kaza etmeden kılarsa sahib-i tertib olmaktan çıkar. Bu şu anlama gelir; Bu kimsenin vakit namazlarının sırasını gözetme şartı yoktur. Aynı şahıs örneğin akşam namazından sonra kaçırdığı sabah namazını kaza edecek olursa önceki kıldığı vakit namazlarını (öğle, ikindi akşam) tekrar kılması gerekir. Beş vakte ulaşmadan kazaya kalan namazını kıldığından sahib-i tertibliği devam etmektedir. Dolayısıyla namazları sırasıyla kılma zorunluluğu devam etmektedir. Daha detaylı bilgi için Ömer Nasuhi Bilmen hocanın, "Büyük İslam İlmihali" eserine müracaat etmenizi tavsiye ederim.

Hocam beş vakitten az kazası olan kişi (sahib-i tertib) kazasını kılmadan diğer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Namazı kazaya bırakmanın en ağır haramlardan biri olduğunu bilmeliyiz. Kul ile Rabbi arasındaki en büyük hesaplaşmalardan biri namaz üzerinden olacaktır. Bu nedenle de ulema, hesabı sorulacak olan farz namazlar borç olarak beklerken Sünnet namaz kılınmalı mıdır? Şeklinde bir sorgulama yapmışlardı. Meselenin özeti şudur: Şafii ulemasının başını çektiği bir içtihada göre üzerinde kaza namazı bulunan mü'min, Sünnet namaz kılmamalıdır. Bu kural, kılarsa haram olur şeklinde anlaşılmamalıdır. Zira ortada, bunu men eden bir nass yoktur. Zikrettiğim gibi mesele, namazın önemine dayandırılmaktadır.

Hocam Şafii mezhebinde namaz borcu olan kişi kazasını kıldıktan sonra sünnetini

bid'at konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bidat, ibadet olarak yapılan şeyde olur. Mesela bu süslemeleri orucun şartı imiş gibi yapsa idiniz bidat olurdu. Veya “bunları yapana şu kadar sevap varmış” gibi bir tezle yapsa idiniz o da bidat olurdu. Hâlbuki siz çocuğunuzu Ramazan sevgisiyle büyütmek maksadı ile yapıyorsunuz. Bu bidat değildir, güzel bir iştir. Allah Teâlâ sizi muradınıza erdirsin. Çocuğunuzu salihlerden kılsın. Âmin.

Hocam Ramazan yaklaştığı için çok heyecanlıyım. Üç yaşında bir kızım var. Ona Ra
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir uygulama sahabenin yaşadığı ibadet hayatında yoktu. Dolayısıyla dinin temellerinden değildir. Yapılması doğru mudur değil midir boyutu da herkese göre değişken olabilir. Bizim kanaatimiz şudur: Böyle bir uygulama emredilen ibadetlerde yoktu. Dolayısıyla bid’attir. Yapılınca mükemmel bir iş yapılmış olmaz ama başka bir sorun yokmuş gibi bunu gündem yapmanın da manası yoktur.

Hocam bazı camilerde kametten önce müezzin üç defa İhlâs Suresi okuyor, ardından
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sorduğun konu, ulemanın ihtilaf ettiği meselelerden biridir. Bu yüzden meseleye ne “kesinlikle yapılmaz” ne de “şartsız, kayıtsız sünnettir” denilerek yaklaşmak doğru olmaz. Resûlullah Efendimiz ﷺ’in kabir başında doğrudan Kur’an okuduğuna dair sahih bir hadis elimizde yok. Ziyaret ettiğinde selam verir, dua ederdi. Sahabiler de aynı şekilde hareket etmişlerdir. Ancak bu, Kur’an okunamaz anlamına gelmez. Çünkü Kur’an okumak başlı başına bir ibadettir. Kabirde değil evde bile okunsa ruhlara bağışlanabileceği pek çok fakihe göre caizdir. Özellikle Hanefî, Şafii ve Hanbelî fakihlerinden bu yönde görüşler vardır. Hatta bazıları özellikle Yâsîn Suresi’nin okunmasının hem ölmek üzere olana hem de kabirdekine faydalı olacağını belirtmiştir. Bu konuda Hazreti Peygamber’den gelen “Yâsîn okuyunuz” hadisi vardır ama kabirde değil, ölüm anındaki kişiye okunmasına dairdir. Günümüzde kabirde Kur’an okunmasını “bidattir” diye toptan reddedenler varsa da bu işi sırf ibadet niyetiyle, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapanları da yadırgamak doğru değildir. Kimse bunu dinin değişmez bir parçası gibi görmüyor, sadece Kur’an’ın rahmetiyle meyyite fayda ulaşsın ümidiyle hareket ediyor. Bu durumda mesele niyete dayanır. Riya, gösteriş, bidatleşmiş toplu uygulamalar, hele hele Kur’an’ı ticarete dökmek gibi yanlışlara bulaşmadan, sessizce okunursa bunda bir sakınca yoktur. Sonuç olarak, Peygamberimiz ﷺ bunu yapmamış olabilir ama bu, yapana günahkâr dememizi gerektirmez. Selef-i Sâlihîn’den bazı âlimler buna cevaz vermiştir. “Bu işi sünnettir.” diye değil, “Rabbim belki kabul eder.” diyerek yapanların hâlini Allah bilir. Yeter ki kimseyi itham etmeyelim, Kur’an’a da saygıda kusur etmeyelim.

Hocam, Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, kendi dönem
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bid’at ibadete ilave yapmaktır. Hoparlör ise günlük hayatı kolaylaştıran aletlerden bir alettir. Onunla daha çok sevap beklemek gibi bir durum söz konusu olmadığına göre hoparlörü veya benzeri bir ses cihazını bidatle bağlantılı tutmak yanlış olur. Evet, gereksiz denebilecek zaman ve mekanlarda kullanılması hatalı olur ama bidat başka bir meseledir.

Camilerde hoparlör kullanılması bidat sayılır mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişi yanlışlıkla üzerinde idrar varken namaz kıldıysa ve hâlâ farkında değilse bu konuda sorumlu değildir. Namazın örttüğü suçlar vardır. Ama idrarın keffareti namaz değil temizliktir. Bir namaza isim verilebilmesi için o namazı Peygamberimizin veya onun ashabının kılmış olması gerekir. Onların kılmadığı bir namazı bir isim altında kılmak bidattir. Dinimizce emredilen ve tavsiye namazlar vardır. Fakat ismini andığınız namaz, bu namazlardan değildir.

Hocam sosyal medyada Keffâretü’l-Bevl namazını anlatan bir video var. Birinci re
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bizim gözümüzde Müslüman veya kâfir ayrımı arkasında namaz kılmaya mani olabilecek bir farktır. Mezhepler arası farklılıklarımızı bu noktaya taşımak şeytanın ekmeğine yağ sürmek olabilir.

Hocam Maturidiliği ve Eşariliği bid’at gören rehberle umreye gidip, arkasında na

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.